Blog Posts

UZAKLIK VE ZORLUK

Yukarıdan bakıldığında yaşamı görmek zordur, ulaşmak zordur. Zorluk hep vardı. Uzaklık bir daha yaklaşmayı imkansız kılar. Kitaplara bakmak, bakmak duyarsızlığın en üst görüntüsüdür. Semboller yeniden oluşmaz, vardı. Uzaklık ne kadar istersen mümkündür. Sürekli uzaklık kimlik olur. Kimlik saklanamaz, çünkü toplum vardır. Hoş geldin demek bir daha gitmemenin işaretidir, ama uzaklardaysa o bulut hoş geldin duyulmaz. Büyüdüğünde düşünmenin de bittiği anlar gelir, iniş anlarıdır, silikleşir kimlik ve  çok kimse kimliğini bilmez. Şiir bitti desen de bilinmez. Samimi söz yakınlaştırır, samimi bilgi

Okumaya Devam Et

Yazı ile Değiştirmek

YAZI İLE DEĞİŞTİRMEK

Bu çağda yazı yazmanın önemi var mı? Hemen alışılmış bir üslupla tarihe not düşmek için gereklidir denir. Tarihe tanıklık etmek için yazı önemlidir de  denebilir. Tanıklık değerli midir? Evet gerçeğin açığa çıkması için gereklidir ve değerlidir. Ancak yazının işlevi sadece bu söylenenler midir? Gerçeğin oluşması yazı ile mümkün müdür? Tarihin oluşması için de yazı gerekli olabilir mi? Aslında tarih yazı ile değişir. Tarih yazılardan  oluşabilir.Yazı düşüncenin de eylemin de destansı kaynağıdır, düşüncenin haykıran ifadesidir. Eylemin yangınıdır. Yazı kendi başına dönüştürücüdür,

Okumaya Devam Et

İşçi Sınıfı Üzerine (1)

Sınıf olarak insanlığı temsil eden  ve kendisini de özgürleştirirken insanlığa da dönülmez bir özgürlük sağlayacak olan işçi sınıfının üzerinde vazgeçilmeden düşünülmeye devam edilmelidir. Çünkü ezilendir, çoğunluktur, birlikteliktir, tüm ayırımların ötesinde hayatı alt üst edecek olan da, hayatı yeniden kuracak olan da bu sınıftır. Ona tarihsel öznede denir. Üretim süreçlerindeki  teknolojik yapılanmanın etkileri  ile birlikte tarihsel öznenin bileşenlerinde gerçekleşen  değişiklikler, işçi sınıfına dair şüpheleri her dönemde tartışma ortamlarına taşımıştır. Geçmişte de böyledir. Sürgünde olan Troçki’ye gönderilen mektuplarda iki husus sorulmuştur. 1.İşçi

Okumaya Devam Et

Sadece Direnenler Yaşar

Yaşadığımız zamanlar izleyenlerin zamanlarıdır. İnsanlar sadece izliyorlar. Suskunların dolaştığı bir dünyadır şimdiki dünya Bu derin suskunluk tüm ülkelerde dolaşmaktadır. Artık şaşırma bile yoktur. ŞAŞIRMAYANLAR YAŞAR BU DÜNYADA. Özgürlük unutulan bir kavramdır. Günlük hayatın standartlarının  yükseltilmesi süreci ya da sonuna kadar, en küçük zerresine kadar yaşanması, en büyük enerjilerin tüketildiği, ölesiye mücadelelerin verildiği bir alan haline gelmiştir… Duyarlı seslenişlerin artık önemli olmadığı bir dünyadır bu dünya. Başkalarının kanının, canının önemli olmadığı bir dünyadır  bu dünya. O büyük özgürlük, eşitlik fikirlerinin bilinmediği,

Okumaya Devam Et

Çıkarlar Özgürlüğü Öldürür

Demokrasi; burjuva demokrasisi, proleter demokrasisi, özgürlükçü demokrasi, radikal demokrasi gibi kavramlara değinmeden ifade edilecekse eğer,  en çok özgürlük çağrısını akla getirir. Her bilimsel bakış, bir ülkede demokrasi olup olmadığını, demokratik bir düzenin kurulup kurulmadığını, hatta kurulamayacağını  görür, belirler. Klasikleşmiştir. Yargı bağımsız olacak, özgür seçimler olacak, güçler ayrılığı olacak, yürütme denetlenebilecek, güçlü bir meclis olacak, insan hakları olacak, sosyal devlet, hukuk devleti olacak, örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü olacak. Daha da fazlası eklenebilir, her eklemede doğrudur. Bir yanda sınıflar vardır, halk yığınları

Okumaya Devam Et

Karda Yürümek

İnsanlık kendi kaderini her zaman arayamıyor, maalesef birikimlerin,  insanlığı ilerleten devrimlerle taçlandığı dönemler geride kaldı, devrimler güncel değil. Genel olan günlük hayata adanan yaşamlar, gelişen cehalet ve korku insanlığın genel durumu… Yürütmenin baskısını arttırması ile sonuçlanan siyasi iklimler her ülkede soluk alabiliyor. Bugünün küresel kapitalizmi cahilliği bir yönetim tekniği olarak yaygınlaştırıyor, din aydınlanma devriminin gerilemesinden sonra yeniden dünyada dolaşıyor. Siyaset güçsüzlükten gerekçe alarak, fikri dar ve sınırlı ittifak arayışları ile dönemsel nefes alışlara ve ajitatif alanlara sıkışmış durumda, siyaset artık

Okumaya Devam Et

Ağıt

Dedi ki kadın, ne yaptım ben, ikimizide  düşürdüm , ben kalkamayacağım ama sen güçlüsün, kalkacaksın dedi. Tütsülenmeye  bırakılan bir aşk. Sanırım sevmeye dair bir buluşma idi,  hayatla kavuşma idi. Ama adam eski siyasete tutsak edilmişti , çok uzaklarda kalan  tutsaklık öncesini hatırlayamıyordu. Yaşarken tam yaşamamak gibiydi… Kolera günlerinde aşk filminde, romanında, koleraydı adam düşürülmeden önce. Hüzünlü kolera…Gelen  rüzgarın altında. Türkali’nin Mavi Karanlığında, her romanında son anda gelen umut arayışı, her rüzgarın altında kalışı bitirir mi? Bugünlerde  yeni bir kimliğin var dediler, 

Okumaya Devam Et

Savrulan Bakışlar ve Siyasi Kimlik

Savrulan bakışların arasında dolaşmak ilk defa değildi, sana sorulan soruları daha önce de duymuştun, yeniden sessizce cevaplamak ne kadar uzaktı hayatından, gittiğinde, gidildiğinde, dönülmediğinde, dönmediğinde, tedirgin ettiğin hayatların sitemini yüklenmek, aşktan uzak sadece bildiğin  nefesi yaşamak  ve unutmamak… Kimlik siyasidir… Yarılıp kızıldeniz tutsaklık aktığında, ilahi söyleyen neferlerin  yürüyüşleri ıssızlıktan bereketli tarlalara doğru gidiyordu… Yürümek ölmek gibiydi… Kimliğin siyasi idi… Hayatı şiirleştirmek zordu, kalacağın sokak her zamanki gibi kuşatma altındaydı, dostluğu yeniden bileklerine kadar sıvayıp, kutsal iyimserliğin ile kaçıncı sürgünden dönmeye

Okumaya Devam Et

Mücadele ve 1 Mayıs

Ünlü seslenişlerdendir. Mücadeleyi kaybettiğinde değil, mücadeleden vazgeçtiğinde yenilirsin… Emeğin yiğit evlatları her dönem ayağa kalktığında kazandılar, kaybettiler, kazandıklarında sonradan kaybettiler, her kaybedişte bu defa  daha iyisini yapacağız ya da daha iyisini kuracağız demek gerekiyor. Kapitalizmin hala tek bir alternatifi var… Ancak gelinen noktada, emek  iktidarına yönelik mücadele denemelerinin  salt ajitasyonla ya da örgütlenme denemeleri ile yürütülemeyeceği açık. 68 kuşağından gelen Fransız devrimcinin röportajında dediği gibi, anma günlerinde sabahlara kadar marş söyler, sonra dağılırdık dememek için, ajitasyonu ya da küçük örgütlenme

Okumaya Devam Et

Yenilemeyen Günlük Hayatlar

Hayat bazen  pratik değildir. Ararsın o teoriyi bulamazsın bu anlarda. Gelen günün  yorgunluğu en kutsal olur. Kutsaldır, kuşatıcıdır. Her türlü yalanın soğukluğunda nefes alan hayatlar daima sınanır. Her sınama yabancılaşma ile biter. Daha çok yabancılaşma artar. Ancak cahillik ve memnuniyette artar. Eğilmiş kalplere artık her türlü sokak vardır. Şimdi susan  yabancıdır. Mutludurlar kutsal hayatları ile… Vahşi bir cehaletle kuşatılmış hayatlar ile mutlu yaşanır.  Tüm zamanların en tuhaflaşmış öykülerinde yazılıdır silik benlikleri… Kutsal hayat döngüsü siyaseti de anlamsızlaştırır. Oysa devrim ve

Okumaya Devam Et