Deniz kış yeşiline döndü

Deniz Rengi Kış Yeşiline Döndü

Deniz kış yeşili, rüzgar sert, yağmur hızlanıyor. Devam ediyorsun bunların içinde. Güzel geldi hepsi. Aklına takılıyor, yıllar önce bir arkadaşınla yaptığın tartışma. Tarih geriye gider mi diye uzun uzun tartışmıştınız. Mutlaka diyalektik kavramı olacak ya, o dönemde Adorno’nun negatif diyalektiğinden başlar, Hegel’in pozitif diyalektiğinden çıkardık.

Aslında tartışma basitti. Aydınlanma devrimini yapmış bir ülke yeniden dinsel-otoriter bir rejime kayar mı, konu buydu.
Bürokrasinin yönettiği bir sistem yerine, halkın, her yurttaşın, tek bir insanın da aktif katılım gösterebildiği yeni demokrasi arayışlarının önü açılabilir miydi?
Bugün dünya 68 hareketlerinin mirasından geriye gidemez.

İran’ı örnek verirsek, İran’ın 1979 devrimi ile geriye gittiğini söylemek, bir yönüyle şah monarşisini, acımasız Savak istihbaratını savunmak ve şah diktatörlüğünü kabul etmek demektir. Sadece o dönem kravat takılıyor ya da kadınların başı açık diye şah dönemi savunulamaz. Sonuçta İran, gerçek bir aydınlanma devrimi yaşamamış bir ülke idi ve 1979 yılında ortaya çıkan bir halk hareketiydi. İçinde sosyalistlerin, liberallerin, muhafazakarların olduğu bir halk devrimiydi, bu unsurlardan kimin kazanacağı da belli değildi, ilk yönetici liberallerden seçilmişti, sosyalistlerin, devrimcilerin, komünistlerin gücü de oldukça fazlaydı. Liberal Beni Sadr, ezici çoğunlukla devrimden sonra seçimi kazanarak ilk cumhurbaşkanı oldu.

Ama dini gruplar iktidarı el geçirmek için harekete geçtiler, YARGI dini grupların eline geçti, 24 saate idam kararı verip infaz etmeye başladılar. Hümeyni, ilk cumhurbaşkanı Sadr için 20 milyon evet dese de ben ona evet demem deyiverdi, İran’ın nüfusu o zaman 34 milyondu. Oysa İran’a döndüğünde Hümeyni, örtünmeme özgürlüğünden yana olduğunu, Basın özgürlüğünün şart olduğunu, seçimli, çoğulcu siyasi parti rejimi kurulması gerektiğini söylüyordu.

Sonunda mollalar kazandı, ama süreci
Sen pozitif diyalektik ten yana olmuş ve tarihin hep ileriye aktığını savunmuştun. Arkadaşın Türkiye’ de artık düşünen insanların azalmaya başladığını, aydın hareketlerinin ivme kaybettiğini söylemişti ve İran devrimini tarihin geriye gidişi olarak yorumlamıştı.
Örneği İran devrimiydi, toplumların geriye dönmesine örnek verdiği ülke. O dönem modaydı İran’ı örnek vermek, aslında galiba her dönemin modası…

Sen, tarihsel ilerleme kavramı içinde bütüne baktığın da hala pozitif diyalektik ten yanasın. Tarih ilerliyor. Krallıklar devrilmiş, padişahlıklar kalkmış, diktatörlükler düşmüş, faşizm denemeleri yenilmişti.

İnsan hakları kavramı, hukuk devleti, sosyal devlet uygulamaları gerçekleşmiş, çeşitli sosyal ve eşitlikçi hareketler insanlığın özgürlük arayışının ve demokrasini kavramının derinleşmesinin önünü açmıştı.

Örneğin, 68 kuşağı hareketi yenilgi ile bitse bile idealleri tüm dünyayı etkilemişti, artık insanların eşitliği, sınıfsal imtiyazların kaldırılması, kadın hakları, çevre hareketleri etkin düşüncelerdi ve pratik hareket halini almışlardı, bu hareketler dünyayı değiştiriyordu, etkiliyordu.

Rejimin kazandığı dönem 1980  yılında başlayan Irak-İran savaşıdır. Cepheden gelen sürekli ölüm haberleri, şehit söylemini mutlaklaştırdı, karşı çıkan vatan haini idi, halkın şehit söylemi ve ölülerinin çoğalması ile dini eğilimler hakim olmaya başladı, savaş dinsel rejimi kesinleştirdi, liberal ve sol gruplar tasfiye edildi, hain sayılarak binlercesi öldürüldü, savaş süreci içeride de kanlıydı. Irak-İran savaşı bugünkü rejimin mimarıdır.

Ancak tarih geriye gitmez, bazen yerinde saysa da eşitlikçi ve özgürlükçü yolda akmaya devam eder, İran da da daima ılımlı ve görece demokrat liderler kazanmaya devam ediyor, İran’da hukuk devletini geliştirme çabaları sürüyor, küresel düzey de dünyaya açılmaya çalışıyor, İran içinde ki özgürlükçü eğilimler güçleniyor. Tarih geriye gitmez.

Ülkemiz savaş sürecinde, bir darbe atlattı, bombalar patlıyor, şehitlik söylemi yaygınlaştırılıyor. İç ve dış düşman kavramları sürekli gündem de tutuluyor. Halk bölünüyor, bir kesim diğerinden nefret ediyor, her süreç keskinliği güçlendiriyor, düşünce özgürlüğü kavramından hiç söz edilmiyor, tablo parlak değil. Ama durum umutsuz da değil.

Her ne olursa olsun, ülkemizde eksikleri de olsa aydınlanma devrimi yaşandı, demokrasi denemelerine ilişkin bir gelenek var, Türkiye Büyük Millet Meclisi kurumu ve kavramı var, Anayasa da kabul edilmiş olan demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti kabulü var. Toplumsal muhalefet gelenekleri ve kanalları var.

Bu ülke de geriye gitmez, insanlık ta geriye gitmez.
Durur, düşer,
Ama hep ileri bakar,
İnsanlık daima özgürlüğü aramıştır, köle olmayı reddetmiştir, acılı süreçler yaşanmıştır, Nazizm, Faşizm denemeleri olmuştur, yenilmiştir ve mutlaka her deneme faşizmin yenilgisi ile bitecektir.

İnsanlığın kazanımını insan olan korur.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu.
İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı.
Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.