Siyasette idealist olmak

Siyasette İdealist Olmak

İki hafta önce bir Cuma akşamı idi. Beyoğlu’nda, bir arkadaş topluluğunda ki sohbet erken bitirilmişti, bazen bir iç sıkıntısı geliverirdi, bir anda, ne olsa orada duramazdı, çıkmak isteyince iki arkadaşı da ona uymuş masadan kalkmışlardı, ama ondan önce dışarı çıkmışlar, onu bekliyorlardı. Soğuktu, başını öne eğdi, soğuktan korunarak, ama gözleri ile çevreye bakarak yürümeye başladı. Bir karartı gördü, küçücük bir kız çocuğu…. Bir dolabın arkasına gizlenmiş duruyor, caddeye bakıyordu. Üşüdüğünü belli etmemeye çalışarak insanlarla göz göze gelmiyordu. Yanına gittik, bekliyorum dedi, anlamıştık dilendirilmek için oradaydı..

İçinden kahretsin dedin, lanet olsun dedin bu düzene. Siyasetçilere kızdın.

Var ya,

O kız çocuğu orada ise,

Üşüyorsa,

Sesi korku doluysa,

Orada haberimiz olsun, olmasın bir kez daha bunalımlı insanlığımız düşmüştür. Ama o kadar çok örnek var ki, insanlığın düşmüş olduğuna dair. O gün o saatte Beyoğlu’nda da düşmüştü.

Kavgaların içinden geldin, toplumsal mücadelelerden geldin, idealleri için dövüşenlerden geldin, karanlıkta korkmayanlardan geldin.

Ama o kız çocuğu orada idi.

O gece dostları da üzüldü, ama onun üzüntüsü başka idi, o gün o kız çocuğuna duyduğu üzüntü yetmezdi, böyle zalimce vurdum duymaz hayata üzüldü, bu düzenin sürmesine üzüldü.

Bu vurdum duymazlık insanın doğası mıydı?

Değildi, değildi, ne kuşaklar gitti bu rezil, zalim düzenin insan  doğası olmadığını kanıtlamak için.

BU TOPLUM SOSYAL DÜŞÜNCELERE , EŞİTLİKÇİ DÜŞÜNCELERE NE KADAR DA UZAKLAŞTIRILMIŞTI, ARTIK TOPLUM İDEALİST DEĞİLDİ, BENCİL, BİREYCİ.

Günlük hayatın içine hapsedilmiş, yüzeysel mutlulukları ve geçici üzüntüleri ile..

Ama tam da siyaset aslında böyle dönemler için değil midir,  toplum içine kapandığında, bölündüğünde, çıkarcılaştığında, çürüdüğünde siyaset ortaya çıkmaz mı, ya da aslında toplum neyse siyaset te omudur diyeceğiz, elbette demeyeceğiz.

Çünkü siyaset başka bir bilinçtir, eylemdir, harekettir, sözdür, enerjidir, İDEALLERDİR. Elbette olması gerekeni söylüyorum, ülkede siyasetin bu tespitler gibi olmadığını bilmeyen yoktur.

Ama, toplumsal sorunlarda gerçeği kabul etmek ,bazen ya deliliktir ya da çürümektir. Siyaset idealist olmalıdır. Gerçeği değiştirip yeni gerçeği yaratmak zorundadır. Gece gündüz ülkeye akmalı, insanlara karışmalı ve bu bozuk düzen değişmelidir.

Ülke, eşit ve özgür insanların ülkesi olmalı.

Bu dönemde bu idealler ancak siyaset ile mümkündür, ama bu idealleri gerçekleştirecek, yapacak siyaset te idealist olmalıdır.

Siyasetin idealist olması toplumun geleceğini de, geleneğini de değiştirir.

O zaman siyaset yapılmalı, bozuk  düzeni değiştirmek için girilmeli, siyasi kariyer hedefleri çöpe atılmalı, Beyoğlu’nda ki o kız çocuğu soğukta dilenmesin diye yapılmalı….Adaleti sağlamak için yapılmalı.

Neden o kız çocuğu orada,

Bu ülkenin o zaman düzeni yok, siyaseti yok, vicdanı yok.

Başkalarının kanı, başkalarının çocuğu önemli değil midir?

Neden hem mutsuz, hem mutlusunuz?

Neden kendi içinize kapalısınız?

Başkalarının çocuğu için.

Başkalarının kanı için.

Sosyal adaletin, vicdanın hakim olacağı bir düzen için,

Kimsenin kimseye eğilmediği bir düzen için..

Siyaset gerekiyor.

Ama idealist bir siyaset..

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu.
İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı.
Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.