Blog Posts

Yükselen Umutsuzluk, Dirilmek ve Hazar

Yükselen Umutsuzluk, Dirilmek ve Hazar

Bahar havası yok yaşadığın topraklarda, belirgin bir şiddet sarmalında başlayan korku, seni ülkende suskun olmaya mı hazırlıyor, konuşan yanar mı? Yangında yanarsın da yeniden dirilir misin, yanarsın da aşk için mi yanarsın, toprak söndürür mü yangınını. Kuraklık yanmadan sonra başlar, toprak konuşmak istemez, aşk yalnızdır, anlamsız geri gelmiştir, saçmanın ve bulantının titreşimlerini yeniden içinde hissetmeye başlarsın, bildiğin kavramları yeniden tartarsın, doğrudur, doğrudur da, böyle de kalacaklar. Mayakovski’nin kesik bir kolun yalnızlığı dizesi aklına gelir. Kuyuya inersin. Yanmak istersin, bu defa

Okumaya Devam Et

Yeni Yıla Sesleniş

Başkadır Yeni Yıl

Yeni yıl, Yeni umuttur, Hatalardan dönmek için gözden geçirmektir hayatını, Ya da hata sandığını, hayatın olduğunu anlamaktır. Yeni gelecektir, Dostlarını yeniden gözden geçirmektir, Yeniden seçmektir. Özgür bir ülke isteğidir yeni yıl, Habersiz ölümlerin istenmemesidir yeni yıl. Bombaları duymamak, ölümlerin olmamasını istemektir yeni yıl. Demokratik ve özgür bir ülkeyi istemektir yeni yıl. Ve özgürce konuşabilmeyi istemektir yeni yıl. Böyle ise hoş geldi, sefa geldi.

Deniz Rengi Kış Yeşiline Döndü

Deniz kış yeşiline döndü

Deniz kış yeşili, rüzgar sert, yağmur hızlanıyor. Devam ediyorsun bunların içinde. Güzel geldi hepsi. Aklına takılıyor, yıllar önce bir arkadaşınla yaptığın tartışma. Tarih geriye gider mi diye uzun uzun tartışmıştınız. Mutlaka diyalektik kavramı olacak ya, o dönemde Adorno’nun negatif diyalektiğinden başlar, Hegel’in pozitif diyalektiğinden çıkardık. Aslında tartışma basitti. Aydınlanma devrimini yapmış bir ülke yeniden dinsel-otoriter bir rejime kayar mı, konu buydu. Bürokrasinin yönettiği bir sistem yerine, halkın, her yurttaşın, tek bir insanın da aktif katılım gösterebildiği yeni demokrasi arayışlarının önü

Okumaya Devam Et

Tutkuyla Düşmek

Tutkuyla Düşmek

Sen güçlüydün bir zamanlar. Nereye düştün. Neden seher yıldızı gibi yeryüzüne indin. Baktılar mı sana. Hangi kimliğini gördüler. Kendini mi hırpaladın. Kalkmak istemiyor musun gökyüzüne. Daha mı derinlere ineceksin. Kuzey rüzgarının müziği. Hangi aklında parçalanır. Kalbin nerede susmuş. Düştün mü yeryüzüne Tutkun var ölecek. Unutmak için.

Siyasette İdealist Olmak

Siyasette idealist olmak

İki hafta önce bir Cuma akşamı idi. Beyoğlu’nda, bir arkadaş topluluğunda ki sohbet erken bitirilmişti, bazen bir iç sıkıntısı geliverirdi, bir anda, ne olsa orada duramazdı, çıkmak isteyince iki arkadaşı da ona uymuş masadan kalkmışlardı, ama ondan önce dışarı çıkmışlar, onu bekliyorlardı. Soğuktu, başını öne eğdi, soğuktan korunarak, ama gözleri ile çevreye bakarak yürümeye başladı. Bir karartı gördü, küçücük bir kız çocuğu…. Bir dolabın arkasına gizlenmiş duruyor, caddeye bakıyordu. Üşüdüğünü belli etmemeye çalışarak insanlarla göz göze gelmiyordu. Yanına gittik, bekliyorum

Okumaya Devam Et

Yüzlerine Bak Cesurca

Yüzlerine Bak Cesurca

Vazgeçme, Ülkenden, sokağından, evinden, düşüncelerinden,  kimliğinden vazgeçmeyi düşünme. Neden korkuyorsun, Neden kaçıyorsun, Korkuna, kaçtığına yönel, Geri dön ve onlara bak. Bakman yetecek. Göz göze bile gelemeyecekler. Onların benlikleri zannettiğinin tersine korku doludur. Fırtınaların zamanında hep çukurların içinde durdular. Fırtınalarda dövüşenlerin düşmesini beklediler. Zaferleri geçici idi, ama o kadar o kadar vazgeçtiniz ki kendinizden, Uzun oldu zaferleri, çürüdü herşey. Vazgeçme, Biraz cesur ol, Fırtınalarda dövüşenleri hatırla, Onların tarihlerine bak, Onları anla, çok yalnızdılar, alkışlayanları yoktu. Ölesiye savaştılar, azdılar, ama tarihi değiştirmek

Okumaya Devam Et

Yalnız Kalmayı İstemek

YALNIZ KALMAYI İSTEMEK

Yağmurun yeryüzüne inişi gibi, Toprağa çarpışı gibi, Yerin yetmiş kat altına süzülmesi  gibi, İsteme benden uzak kalmayı, İsteme yalnız kalmayı. Yeni, yeni değildir, Gelen mutluluk değildir. Yalnız kalmayı isteme. Bıraktığın adam, Sevdiğin, sevdiğin. Uçurumların dolaştığı hayatında ki AŞK, Onun sana bakışıdır, Yalnızlığını toprağa gömmesidir. O yalnız bıraktığın adamdır. Yalnız kalmayı isteme, Yalnız bırakılan adam, her seferinde daha kırıktır, yeniden başlayan cinnetinde, yalnızlığında, kuşkularında, sevmesinde yolculuğa çıkar. Vazgeçmek için….

Daima ve Daima Hukuk Devleti

VAZGEÇEMEYİZ HUKUK DEVLETİ İDEALİNDEN

Kısaca yönetenler hukuka eğilecek. Bunun adı Hukuk Devleti. Yönetenlerin gücü sınırlı. Yönetenler hukuk kuralları ile bağlı. Hukuk karşısında yönetici saygıyla durmayı bilmeli. Durmuyorsa Hukuk onu durdurmalı. Bunun adı Hukuk Devletidir. Evrenseldir. İnsanlığın kazanımıdır. Zayıfı korur, güçlüyü durdurur. Yasama, Yürütme, Yargı kuvvetleri ayrı olmalı. Kuvvetler birleşmemeli. Birleştirmeye çalışan siyasi güç önceden belirlenmiş evrensel hukuk kuralları çerçevesinde engellenmeli. Yargıç, yargı bağımsız olmalı. Yönetene eğilmemeli, salt kurallarla değil, sağlam karakter , ahlak ve cesaretle hukukun gereğini yapmalı. Elbette tarafsız durmalı. Taraflara kör olup,

Okumaya Devam Et

Mutlu Olunmaz Bu Şekilde

Mutlu Olunmaz Bu Şekilde

Mutlu olunamıyor değil mi böylece. Ortada kalakaldın, eski düşünceler, eski inançlarla. Ama sen hala busun. Duyguların haksızlık karşısında değişmiyor. İsyan, öfke, o kadar çok olay var ki seni sürekli huzursuzluklara iten. Bitmiyor ülkemin hüznü de, acısı da, bakıyor ve yaşıyoruz. Doğru diye bildiklerini savunamıyorsun, duyuramıyorsun, söylediklerin merak da uyandırmıyor, O kadar perde inmiş ki kulaklara, akıllara. Kör inanç, olağanüstü cahillik, mutlak kişiye tapım, güçlüyü takip. Sen de güçlü olsan sana gelirler. Güce inanıyorlar, güçlüyü seviyorlar. Gücünü mü göstermelisin… Ama senin

Okumaya Devam Et

Aşkın Küçük Hüznü

Aşkın Küçük Hüznü

Şiir yeryüzünü dolaşıyordu Dedi ki, ben aşkı verebilirim Ama o hayatı istiyor Bugünün hayatı aşkı dışlar O gider dedi, gitti ise dönemez Şiir sadece aşk var dedi bende Hayat yok damarlarımda Şiir öldü, dirildi, yandı, dirildi Ama o bugünün hayatını ister Şiir bende sadece aşk var dedi O gitti