SADECE DİRENENLER YAŞAR

Yaşadığımız zamanlar izleyenlerin zamanlarıdır. İnsanlar sadece izliyorlar. Suskunların dolaştığı bir dünyadır şimdiki dünya Bu derin suskunluk tüm ülkelerde dolaşmaktadır. Artık şaşırma bile yoktur. ŞAŞIRMAYANLAR YAŞAR BU DÜNYADA. Özgürlük unutulan bir kavramdır. Günlük hayatın standartlarının  yükseltilmesi süreci ya da sonuna kadar, en küçük zerresine kadar yaşanması, en büyük enerjilerin tüketildiği, ölesiye mücadelelerin verildiği bir alan haline gelmiştir… Duyarlı seslenişlerin artık önemli olmadığı bir dünyadır bu dünya. Başkalarının kanının, canının önemli olmadığı bir dünyadır  bu dünya. O büyük özgürlük, eşitlik fikirlerinin bilinmediği,

Okumaya Devam Et

KARDA YÜRÜMEK

İnsanlık kendi kaderini her zaman arayamıyor, maalesef birikimlerin,  insanlığı ilerleten devrimlerle taçlandığı dönemler geride kaldı, devrimler güncel değil. Genel olan günlük hayata adanan yaşamlar, gelişen cehalet ve korku insanlığın genel durumu… Yürütmenin baskısını arttırması ile sonuçlanan siyasi iklimler her ülkede soluk alabiliyor. Bugünün küresel kapitalizmi cahilliği bir yönetim tekniği olarak yaygınlaştırıyor, din aydınlanma devriminin gerilemesinden sonra yeniden dünyada dolaşıyor. Siyaset güçsüzlükten gerekçe alarak, fikri dar ve sınırlı ittifak arayışları ile dönemsel nefes alışlara ve ajitatif alanlara sıkışmış durumda, siyaset artık

Okumaya Devam Et

MÜCADELE VE 1 MAYIS

Ünlü seslenişlerdendir. Mücadeleyi kaybettiğinde değil, mücadeleden vazgeçtiğinde yenilirsin… Emeğin yiğit evlatları her dönem ayağa kalktığında kazandılar, kaybettiler, kazandıklarında sonradan kaybettiler, her kaybedişte bu defa  daha iyisini yapacağız ya da daha iyisini kuracağız demek gerekiyor. Kapitalizmin hala tek bir alternatifi var… Ancak gelinen noktada, emek  iktidarına yönelik mücadele denemelerinin  salt ajitasyonla ya da örgütlenme denemeleri ile yürütülemeyeceği açık. 68 kuşağından gelen Fransız devrimcinin röportajında dediği gibi, anma günlerinde sabahlara kadar marş söyler, sonra dağılırdık dememek için, ajitasyonu ya da küçük örgütlenme

Okumaya Devam Et

Küçük İmparatorluk

Küçük İmparatorluk

Devrimci hareketler yenilmişti. 12 Eylül faşizminin derin planları vardı. İstanbul, Cağaloğlu’nda, en gösterişli, en pahalı yerlerinde dinsel içerikli kitap satan yerler açılıyordu, 12 Eylül koşulları idi, laikliği söylem olarak savunan askeri yönetim zamanında,  en merkezi yerlerde pıtrak gibi açılan büyük, şık, geniş kitap evlerinde dini kitaplar satılıyordu. Devrimci hareketler yenilmişti, Sadece siyaset yenilmemişti, halk, evlatları yolu ile ilk defa kendi geleceğini aramıştı, ilk defa bu kadar idealistti, çok katı zamanlardı. Ama 12 Eylül 1980’de durdurulmuştu. 1983 yılında iktidara gelen ANAVATAN

Okumaya Devam Et

AYDINLANMADAN UZAKLAŞAN CUMHURİYET *

İnsan aklı gelmiş geçmiş tüm zamanlarda özgürlüğünün peşindedir, insan aklı özgürleşmezse insan özgürleşemez, aklın özgürleşmesi insanın da insanlığın da en büyük mücadelesidir. En büyük devrimidir, mücadele sürmektedir, kesintisiz devrimlerdir bu mücadeleler… İnsan aklının özgürleşmesi mücadelesine aydınlanma mücadelesi, aydınlanma süreci, aydınlanma devrimi demek mümkündür. Aydınlanma mücadelesini, 18.yüzyılla, 17. yüzyılla, 16.yüzyılla, Rönesans ile Reform hareketleri ile sınırlamak mümkün değildir, evet bu zaman kesitlerine, insan aklının özgürleşme mücadelesinde dönemlerine göre öne çıkan aydınların, düşünürlerin damgası vurulmuştur. Diderot, Hume, Locke, Voltaire, Rouessau, Montesquieu, Descartes, Kant

Okumaya Devam Et

KAFES KUŞU ARAR

Kafka’dan gelen kafesin kuşu araması sözü zorlu bir düşünme serüvenini gerektiriyor, Hegel’den başlayan devletin kutsileşmesine, Anarşizm teorilerinin her türlü kurumsal iktidarın reddine, liberal teorilerin gelişimine, Marksizm’in eşitlikçi temelde insanlığın kurtuluşu teorilerine, sosyal demokrasinin denge teorilerine kadar götürür, orada durmaz, başka düşünce arayışlarına götürür. Tek amaç özgürlüktür. Çünkü kafes kuşu aramaktadır. Kişisel gelişim kitaplarını satmaktan başka amacı olmayan mevcut kitap evleri kafesi ve kuşu bilmeden ve istemeden de olsa birbirine yaklaştırır. Ancak paranın ve metanın piyasa hakimiyetine dayanan ve rızanın olmadığı

Okumaya Devam Et

Ülke Ve Hareketler

Ülke için kısa tespitler yapmakta yarar var. Referandum sürecinden yeni çıkıldı, oylamanın galibi yok. Yeni süreçler, yeni aktörler, yeni hareketler olacak. OLMALI DA. Ancak siz geçmişinizi bıraksanız da geçmişiniz sizi bırakmaz. Geçmişten gelen aktörler yenileyebilirse kendilerini ilerleyecekler. Ülkede merkez liberal çizgi eksik. Sosyalist çizgi eksik. Hareketlerin kendilerini nasıl tanımladıkları önemli, dışarıdan tanımlamaların önemi yok. Hareketlerin kitleselleşmesi ya da kitleselleşememesiyle, bu dış tanımlamaların olup olmaması arasında bilimsel bir bağ yok. Geçmişten gelen, ya da gelenekleri olan hareketler yenilendiği takdirde yürüyüşlerini sürdürebilirler.

Okumaya Devam Et

Solun Nefesi

O vazgeçilmez düşünce,  yıkık dünyanın bazen pansuman yapan doktoru, bazen yeniden inşa eden  mimarı, bazen sessizliğe gömülü şairidir… Ama insanlığın içinde, sömürünün, haksızlığın, zalimliğin hep karşısında… Gerçek gibi yalın ve gerekli, karşıtlarınca da saygın bir asi, diplerde onu öldürmeye çalışan çok, ya da öldü bilen… Eşitlikçi, sosyal adaletten yana, toplumsal sorunları  çalışanlar lehine, halkın lehine, işçi sınıfı yararına değiştirmek için mücadele eden ve daima sermaye ile emek arasındaki çatışmada, emekten yana tavır koyan, yol alan fikri hareketler o hayalet düşünceyi

Okumaya Devam Et

Kısılmış Kahverengi

Karanlık aşılırsa eğer, geceden sonra ışık ve aydınlık gelir, aşılamazsa gün ortasında karanlıkta kalmaktan defalarca söz edebiliriz. Bildiktir, dünyanın güneyinde de yaşanmıştır. Latin Amerika’nın öz evlatları hayatlarını bir avuç ışık için savurdular. Küçük Asya’nada sessiz korkular yeniden geçmişten uzandı, yeni bir ses gibi, ama sözü eski ve tiksindirci… Dışarıda kalanlar; karanlığın derinliğine, dibi olmayışına alışamayan ve toprağın  kahverengisi gibi ayağa kalkmış, kısılmış ve pusuda… Korkan kalplerin sessiz sokaklar haline gelen benlikleri ile ortada sıkışmaları. Kaçamayıp teslim olmanın hazırlıkları… Kısılmış kahverengiler

Okumaya Devam Et

Kardeş Katli

Osmanlı dönemi hakkında, son yıllarda başlayan olağanüstü övgü nedeni ile, tarihi gerçeklerden uzaklaşıldığı gibi eleştirel yöntemlerde bırakılmıştır.  Ülkemizde bulunan akademik geleneğin tek taraflı ve tek görüşlü olarak dönüştüğü ve bu dönüşümünde, günümüzde de sürmesi nedeniyle, hakim duruma gelen  akademik çevreler içinde, Osmanlı döneminde, sanki bir yeryüzü cenneti kurulmuş gibi hikayeleştirilen anlatımların  etkin  hale gelişini izledik, izliyoruz. Osmanlı dönemi, sadece parlak fetih hikayelerinin geçtiği bir dönem değil, aynı zamanda, en güçlü dönemlerinde bile, son derece kanlı ayaklanmaların olduğu, iktidar  savaşlarının yapıldığı,

Okumaya Devam Et