Siyasi Dehşetin Dengesi

Ülke Anayasa referandumuna gidiyor, evet ya da hayır denecek. Baskı, basınç, gerilim hızlı artıyor, olan bölünme siyasi dehşete dönüşerek sürüyor. Adı MHP olan partinin genel başkanı, hayır diyenlere terör cephesi oluşturmak anlamına gelecek sözlerle suçluyor, Adalet bakanı tüm terör örgütleri “hayır” diyecek sözleri ile ortamı terörize ediyor. Ülkede, Siyasi Dehşet ortamı oluşuyor, Camilerden birisinde “evet” denmesi savunuluyor, kamuoyu baskısı ile soruşturma açılıyor. Hayır diyeceklere gösteri, bildiri imkanı daraltılıyor, güvenlik güçleri “hayır” lehine gösteri yapanlara sıcak davranmıyor. Hayır diyecek olanlara yönelik

Okumaya Devam Et

Aşkın Yedi Menzili, Haluk İnanıcı

Haluk İnanıcı bir yazar. Üçüncü romanını yayınladı. İlk romanı, “Rugan Ayakkabılı Teğmen”‘den sonra ,  ikinci romanı, “Dinle Lisa”‘yı yayınladı. Şimdi de, son olarak üçüncü  romanı çıktı, yazmadan, konuşulmadan geçilemeyecek  bir roman. Etkileyici ismi ile, “Aşkın Yedi Menzili”. Günümüzde , aşkın tek menzilde bile yürüyemediğini bilenlere, yaşayanlara, umuda ve aşkın derinliğine çağıran , aşk derindir, yedi menzilde de yürünür diyen bir roman. Tarihsel örgü içinde ilerleyen bir roman yazmış Haluk İnanıcı, çok iyi bir yazar, yazmasına devam etmesini dileyeceğimiz bir yazar

Okumaya Devam Et

Düşünce Özgürlüğü, Cesaret

Düşünce özgürlüğü, kutsal özgürlük. İnsan olmanın anlamı, Düşünmenin gizemi, İfade etmenin sancıları, Güzeldir farklı düşünceleri duymak, Hiç korkmadan düşünceni söylemek, Bastırılmadan, sesle, bağırışla, silahla, hukuk tanımazlıkla, Susturulmadan  söyleyebilmek düşünceni. Artık hiç konuşulmuyor düşünce özgürlüğü, Eskiden herkes bu kavramı söyler, daha da gelişmesi için söz alırdı, Yetkili karar alıcılar sevmese bile o kutsal kavramın aleyhine kimse konuşamazdı, İnsanlığın tartışılmaz en büyük kazanımlarından  birisi olarak onurla ifade edilirdi, O kadar zor elde edilmişti ki, Düşüncesini söyleyene hoşlanılmazsa vatan haini denmiş, Ajan denmiş,

Okumaya Devam Et

Devrimcinin Düşü

Hayatlarına kastedildi, hayatları önemsenmedi, onlar da göze aldılar, bir elinde hayatları, diğerinde sıkılı yumrukları. Hayatın çizilmiş sınırından içeri hayatı değiştirmek için girip, kavga bu dediler. Yaşamam artık diyerek. Sen de kaldırımlarda idin, okulda, merhabada, kavgada… Çocuk delikanlıydın. Ağır yenilgi geldi, fiziki perişanlık, zalimlikle muhataplık, ne varsa hayatın içinde olmaması gereken kötülük, hepsi ile karşılaştılar. Her taraf düşman, İdeallerin, aklın ve kalbin sentezinde ayakta kaldılar, düşenlerse güneşe gömüldüler. Bunlar umudun yenilgisi, aşkın yenilgisi, dostluğun, dayanışmanın, kardeşliğin, eşitliğin yenilgisi idi, Onların yenildiği

Okumaya Devam Et

Batıdan Doğuya, Eleştirel Düşünce Ve Çoğulcu Kültür

Batı ve Doğu kültürleri üzerine tartışma sürmekte, bu tartışma sürsün, ancak bazı tespitleri yapmakta yarar var. Batı deyince Avrupa düşüncesi anlaşılıyor, bu şekilde kullanabiliriz, Avrupa düşüncesi bize sömürgeciliği, yarı sömürgeciliği, Emperyalizmi, Kapitalizmi ne varsa kötü bunları hatırlatıyor, ancak bugünkü anlamıyla eleştirel düşüncenin  de Avrupa’dan geldiği unutulmamalı. Emperyalizm uygulaması Avrupa kökenlidir, ama Emperyalist sömürüye uğrayan Doğudan karşıt bir Emperyalizm teorisi geliştirilememiştir. Yine Emperyalizmin eleştirisi Batıdan gelmiştir. Sömürülen Doğudan değil, sömüren Batıdan Emperyalizm karşıtı hareketler çıkmıştır. Emperyalizm üzerine, Avrupalı sol, sosyalist ya

Okumaya Devam Et

Balıkçının Kazağı

  Benzemezdi kimseye balıkçı, kapanırsa içine açılmazdı, kazağını giyer, bazen kıyıda yürür, yaşadıklarını yorumlamaya çalışırdı, kendini özgür bir filozof gibi hissederdi, bu yürüyüşlerde. Sonra da bazen balığa çıkmaz, düşünceye dalardı, kazağı sırtında. Zaten küçük motor takılmış bir sandalı vardı, balıkçılığı da mütevazi idi. Günlük yaşamayı severdi, ama en çok düşünmediği zamanlar gerilirdi, susardı ama düşüncelerinin suskunluğu hoşuna gitmezdi, böyle zamanlar da yaşam sürüyor mu diye merak da ederdi sonradan. Bazen de arkadaşları ile görüşürdü, sadece balıkçı değildi arkadaşları, özellikle farklı

Okumaya Devam Et

Aydın Geleneği Yaşamakta

Aydın hareketi pasif, umutsuz. Artık bir hareket halinde değil. Kendisini de, toplumu da, ülkeyi de kendi haline bırakmış bir aydın tipi. 1980 darbesinden sonra azalarak kendini risksiz alanlara götürdü, güçlüden yana saf tutmayı önemsemedi. Geçici gördü. Nefes almak zamanı gibi geçici gördü. Neydi aydın? Aklıyla toplumu, dünyayı değiştirmek için mücadele eden insan. Okumuş değil, bilgi bilen değil, çok gezen değil, Mücadele eden insan, Aklıyla mücadele eden insan, Devletin demokratikleşme sancılarında ezilmiş, düşman görülmüş aydın. Sakıncalı görülmüş, Statükoyu savunsun istenmiş aydından.

Okumaya Devam Et

Anayasa, Halk ve Pazar Günü

Anayasa halk ve pazar günü

Günlerden Pazar değildi, 12 Eylül günleriydi, 1982’li  günlerden birisinde,  1982 Anayasasının Mimarı denilen Prof.Dr.Orhan Aldıkaçtı, İstanbul Hukuk Fakültesi’nin ünlü -1- numaralı amfisine konuşma yapmak için geldi,konuştu. Hepiniz hukukçu olacaksınız, beni anlayın, elimden geleni yapıyorum, sabah kalkıyorum, onlar değiştiriyor dedi. Rahatsızdı, kendisinin demokratik bir anayasa yazmaya çalıştığını, ama hemen ertesi gün beş generalin değiştirdiğini uygun bir dille söylüyordu. Aslında kendisinin Faşizm anayasası ile ilgisi olmadığını belirterek savunma yapıyordu, o dönemin hukukçuları toplum içine çıktığında hukukçu vizyonuna sahip olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlardı. Sonra

Okumaya Devam Et

Kapitalizmde Aşk Mümkün Mü

Kapitalizmde aşk mümkün mü

Kapitalizm, Para-meta ve toplamında piyasa ilişkilerinin hakim olduğu bir sistem. Kalıcı duyguya yer yok. Derin duyarlılık kavramı gündem dışı ve insanlar artık duyarlılığa şaşırıyor, kavram var ama çıkarlarına duyarlı söylemi ile yer değiştirdi. Kapitalist sistemde aşk ölmektedir. Bu ölüm gizlenmekte, kavram yaşatılmakta, ama içeriği ve uygulamaları değiştirilmekte, Kimse henüz ASLINDA AŞK ÖLDÜ DİYEMEMEKTE. Kapitalizmin tüm uygulamaları yaygınlaştıkça, İnsanlığın içinde derinleştikçe, yerleştikçe, aşkın geri çekilmesi, çıkarcılığın, kariyerist düşüncelerin ve seksin öne çıkması tesadüf değil. Şöyle bir baksak çevremize , dostlarımıza, hatta

Okumaya Devam Et

Devrim İçinde Devrim Denemesi, Kronstadt

Devrim İçinde Devrim Denemesi, Kronstadt

İnsanlık tarihi daima devrimlerle ilerler, bugün insanlığın ürettiği demokratik kurumların ardında, temelinde  daima devrimci bir süreç vardır. İngiliz devrimi, Fransız devrimi, Rus-Sovyet devrimi sayesinde insanlık  ilerlemiştir. Ancak tarihe bütün olarak bakmak, yaşanırken gerçekleşen olayları , trajedileri, acıları görmeyi, düşünmeyi ihmal etmemek ve daima önemsemek gerekli. İnsani yan hiçbir zaman unutulmamalı. Özellikle devrim dönemlerinde  muazzam çelişkiler ve çatışmalar ortaya çıkar. Genellikle devrimden sonra iki tipte sonuç görüldü. Bunlardan daima rastlanılanı karşı devrim, karşı devrimci süreçlerdir. Bu konu üzerinde bu yazıda durmayacağız.

Okumaya Devam Et