YÜRÜMEK BAZEN ÖZGÜRLEŞMEKTİR. ADALET İÇİN İSTANBUL’A

Gürül gürül yürümek istiyorsanız yürüyün denizlere doğru. İSTANBUL’A DOĞRU. Adı özgürlük olan o tuhaf ve zaptedilemez duygu göğüs kafesinizi zorluyor ve tüm  insanlığa uzanıyorsa yürüyün. Yürüyün denizlere doğru. Adaletse amaç, hiç durmadan yürümek gökyüzünün altında insanlıkla kucaklaşmaktır. Kucaklaşın, yürüyün, yürümek adalettir. Bazen siyaset durur, kavga durur, anlamsız itişmeler durur, tüm kötülükler  durur, kaygılı ve anlamaz bakar yürüyenlere, bazen derin korku ile bakar. Ama birde insanlığın bakışı vardır, kartallar kadar yüksek bakışlı ve emek dolu güzel insanlarımın  bakışları vardır. O BAKIŞLAR

Okumaya Devam Et

Ülke Ve Hareketler

Ülke için kısa tespitler yapmakta yarar var. Referandum sürecinden yeni çıkıldı, oylamanın galibi yok. Yeni süreçler, yeni aktörler, yeni hareketler olacak. OLMALI DA. Ancak siz geçmişinizi bıraksanız da geçmişiniz sizi bırakmaz. Geçmişten gelen aktörler yenileyebilirse kendilerini ilerleyecekler. Ülkede merkez liberal çizgi eksik. Sosyalist çizgi eksik. Hareketlerin kendilerini nasıl tanımladıkları önemli, dışarıdan tanımlamaların önemi yok. Hareketlerin kitleselleşmesi ya da kitleselleşememesiyle, bu dış tanımlamaların olup olmaması arasında bilimsel bir bağ yok. Geçmişten gelen, ya da gelenekleri olan hareketler yenilendiği takdirde yürüyüşlerini sürdürebilirler.

Okumaya Devam Et

Türkiye Ve Referandum Sonuçları

Referandumun üzerinden yaklaşık bir ay süre geçti, çeşitli hile iddialarının sonuç vermemesinden sonra yeni süreçler konuşuluyor. Gelecek üzerine çeşitli senaryolar. Ülkedeki ortam henüz yumuşamadı. Türkiye hareketli ve içinde çeşitli etkileşimlerin olduğu  bir ülke, tek başına ne aşiretlerle, ne siyasi gruplarla, siyasi partilerle ya da bunların yanına eklenecek çeşitli güç odakları ile yönetilmesi imkansız bir ülke. Türkiye hiçbir şekilde bir ortadoğu ülkesi olamaz. Öncelikle küresel kapitalizmin halkaları içinde, ekonomi politik olarak bu kuralların dışında hareket alanı zor. Jakoben yöntemlerle aydınlanma devrimleri

Okumaya Devam Et

Sorma Cenneti

Cenneti mi anlattı sana? Bir zamanlar kayıp olduğun söylenmişti. Hatırladın mı ? O,  Palermo’ da en sevdiği tarafından öldürülen rahibin suçlu sokakları gibi. Cennet orada mı kayboldu?  Özelliği olmayan balıkçı köyünde yürüdüğün dumanlı gecede verilmeyen cevaplardan birisi sadece… Cennetini mi kaybettin? Sana da vaad edilmiş miydi? Cennetin şiiri hangi ülkede, hangi zamanda söylendi sana?  Kurmaya çalışmadın mı yeryüzünde, merhametsizdin kendine, denemedin mi? Biliyordun aşkın öleceğini. Mevsimleri inkar ettiğinde bitti, cenneti aramadığında bitti, seni herkes bıraktığında bitti. Gecenin susmadığı zamanlarda sen

Okumaya Devam Et

Kaldırımlardaki İktidar

Kaldırımlarda yürümek ile bazen iktidar, iktidarsızlaşır. O yürümek bazen bir demokratik haktır, Bazen içinden unutulmaz bir öyküyü düşünmektir, bazen dünyadan uzaklaşmayı düşünmektir. Bazen bir kadın ile erkeğin bu defa olsun diye düşünmesidir. Kaldırımlarda yürümek bir iktidardır. Var olan her şeye karşı bir iktidar, topla tüfekle değil, barışla, gülümseme ile yürümek,  bazen göğsünü şişirerek mutlulukla yürümek. Bu insanın kendisine dair bir iktidardır. Aslında iktidar olmayan iktidardır. İktidar fikrinin çözülüşüdür. Öyle ya, her türlü iktidar bu güzelliğe çözülür. Bu özgürlüktür, nefes almak

Okumaya Devam Et

CHP’de Siyaset

Ülkede kimse muhalefetten tam olarak  memnun değil, özellikle ülkenin en büyük Sosyal Demokrat partisi CHP üzerine yapılan eleştiriler gündemi, masalarda yapılan sohbetleri, ülkede ne kadar mekan varsa ortamları meşgul ediyor. Neden olmuyor? Hemen liderlik demek en kolayı ve en yetersiz cevabı, hatta haksızlık… Liderlik sorununun ötesinde kitle partisi olma iddiası, ideolojik görüntüleri göstermemeye, hatta kavramsal noktalarda bile Sosyal Demokrat söylem kullanılmamaya çalışılıyor. Bugüne kadar bu yöntemin somut bir başarısı görülmedi. TBMM ve Yerel Yönetim seçimlerinde CHP benzer oranlarda tutunarak oyunu

Okumaya Devam Et

Devletin Kararı

Soros’un kullandığı “Açık Toplum” kavramı yıpranmış bir kavram olsada kendi başına ve çağrıştırdığı olumluluklar nedeni ile hala kullanılmaya değer bir kavramdır. Aynı zamanda, açık toplum bu anlamda gerçek demokratik ilerlemeler için tarihsel bir zemindir. Günümüzde demokrasi kavramını kullananlar ve demokratik olduğunu iddia eden ülkeler için SEÇİM, OYLAMA, GİZLİ OYLAMA, AÇIK TASNİF, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ PARTİLERİN EŞİT YARIŞMASI, SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ DEMOKRATİK BASKISI gibi benzer kavram ve kurumlar vazgeçilmezdirler. Bunlar alabildiğince açık kurumlar ve açık fikirlerdir. Ancak Devleti bu kurum ve

Okumaya Devam Et

Solun Nefesi

O vazgeçilmez düşünce,  yıkık dünyanın bazen pansuman yapan doktoru, bazen yeniden inşa eden  mimarı, bazen sessizliğe gömülü şairidir… Ama insanlığın içinde, sömürünün, haksızlığın, zalimliğin hep karşısında… Gerçek gibi yalın ve gerekli, karşıtlarınca da saygın bir asi, diplerde onu öldürmeye çalışan çok, ya da öldü bilen… Eşitlikçi, sosyal adaletten yana, toplumsal sorunları  çalışanlar lehine, halkın lehine, işçi sınıfı yararına değiştirmek için mücadele eden ve daima sermaye ile emek arasındaki çatışmada, emekten yana tavır koyan, yol alan fikri hareketler o hayalet düşünceyi

Okumaya Devam Et

Ağır Karanlık

Durgun karanlığı geçtik, Don kıyılarında Kazakların geçişi gibi, bir kez daha Hazar atlılarının kayboluşu gibi, nasıl bir ağır karanlığa dönüşüdür bu gecenin… Tüm kötülükleri koynuna alan bir gecede yola koyulmak… Süre giden fırtına nefesini tüketti. Ah inanç, bitmeyen inanç, eski zamanlardaki yaşamın tutsaklığı ve yeninin karşılaşamadan kayboluşu, ne ağır bir gecedir bu, karanlığın en koyusu… Budapeşte’de KGB binası, yine kasvetli, başlangıcın izleri var. Çeka militanlarının tabancalı başlangıçları, büyük inancın en sert anları… Kışın düşlerden uzak soğuk gecelerinde, karanlığın en koyusu

Okumaya Devam Et

Umut Yok

Umut yoksa neden insanların bir kısmı radikal ateşle yanıyor, hiçbir şeyi değiştiremiyorsak neden bu kadar acıyı göze alıyoruz ve neden vazgeçmeyi kabullenmiyoruz. Zihnimizin en bulanık noktasında 11.tezi hiç unutmuyoruz, sanki hayata vurulan bir mühür. Bugüne kadar filozoflar dünyayı yorumladılar, ama asıl olan DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEKTİR. Her yanı ile destansı bir mühür… Bakıldığında geçmişe, olağanüstü zulüm, alçaklık, geleceğe bakıldığında radikal ateş aynısı ile karşılaşacak. Ama umut yok, umudun önemi de yok, sadece vazgeçilemez, aşktan vazgeçilmez. İnsanların kardeşliğini ve eşitliğini savunmaktan vazgeçilmez. Sınıfların

Okumaya Devam Et