Deniz Rengi Kış Yeşiline Döndü

Deniz kış yeşiline döndü

Deniz kış yeşili, rüzgar sert, yağmur hızlanıyor. Devam ediyorsun bunların içinde. Güzel geldi hepsi. Aklına takılıyor, yıllar önce bir arkadaşınla yaptığın tartışma. Tarih geriye gider mi diye uzun uzun tartışmıştınız. Mutlaka diyalektik kavramı olacak ya, o dönemde Adorno’nun negatif diyalektiğinden başlar, Hegel’in pozitif diyalektiğinden çıkardık. Aslında tartışma basitti. Aydınlanma devrimini yapmış bir ülke yeniden dinsel-otoriter bir rejime kayar mı, konu buydu. Bürokrasinin yönettiği bir sistem yerine, halkın, her yurttaşın, tek bir insanın da aktif katılım gösterebildiği yeni demokrasi arayışlarının önü

Okumaya Devam Et

Tutkuyla Düşmek

Tutkuyla Düşmek

Sen güçlüydün bir zamanlar. Nereye düştün. Neden seher yıldızı gibi yeryüzüne indin. Baktılar mı sana. Hangi kimliğini gördüler. Kendini mi hırpaladın. Kalkmak istemiyor musun gökyüzüne. Daha mı derinlere ineceksin. Kuzey rüzgarının müziği. Hangi aklında parçalanır. Kalbin nerede susmuş. Düştün mü yeryüzüne Tutkun var ölecek. Unutmak için.

Yalnız Kalmayı İstemek

YALNIZ KALMAYI İSTEMEK

Yağmurun yeryüzüne inişi gibi, Toprağa çarpışı gibi, Yerin yetmiş kat altına süzülmesi  gibi, İsteme benden uzak kalmayı, İsteme yalnız kalmayı. Yeni, yeni değildir, Gelen mutluluk değildir. Yalnız kalmayı isteme. Bıraktığın adam, Sevdiğin, sevdiğin. Uçurumların dolaştığı hayatında ki AŞK, Onun sana bakışıdır, Yalnızlığını toprağa gömmesidir. O yalnız bıraktığın adamdır. Yalnız kalmayı isteme, Yalnız bırakılan adam, her seferinde daha kırıktır, yeniden başlayan cinnetinde, yalnızlığında, kuşkularında, sevmesinde yolculuğa çıkar. Vazgeçmek için….

Mutlu Olunmaz Bu Şekilde

Mutlu Olunmaz Bu Şekilde

Mutlu olunamıyor değil mi böylece. Ortada kalakaldın, eski düşünceler, eski inançlarla. Ama sen hala busun. Duyguların haksızlık karşısında değişmiyor. İsyan, öfke, o kadar çok olay var ki seni sürekli huzursuzluklara iten. Bitmiyor ülkemin hüznü de, acısı da, bakıyor ve yaşıyoruz. Doğru diye bildiklerini savunamıyorsun, duyuramıyorsun, söylediklerin merak da uyandırmıyor, O kadar perde inmiş ki kulaklara, akıllara. Kör inanç, olağanüstü cahillik, mutlak kişiye tapım, güçlüyü takip. Sen de güçlü olsan sana gelirler. Güce inanıyorlar, güçlüyü seviyorlar. Gücünü mü göstermelisin… Ama senin

Okumaya Devam Et

Aşkın Küçük Hüznü

Aşkın Küçük Hüznü

Şiir yeryüzünü dolaşıyordu Dedi ki, ben aşkı verebilirim Ama o hayatı istiyor Bugünün hayatı aşkı dışlar O gider dedi, gitti ise dönemez Şiir sadece aşk var dedi bende Hayat yok damarlarımda Şiir öldü, dirildi, yandı, dirildi Ama o bugünün hayatını ister Şiir bende sadece aşk var dedi O gitti

Yeryüzüne Fırlatılanlar

Yeryüzüne fırlatılmak

Orada yoksullukla, acı ile karşılaşmak. Benliğin tutsak. Seni kurulu düzen sarmış. Oyun alanı belli. Varoluşun doğuştan kaygılı. Oyun alanını sen kurmadın. Kurmuşlardı, oynadın, düştün,  oyundan bazen çıkarıldın, bazen hiç oyuna alınmadın. Oysa, bazıları oyunu reddetti, rüyaları vardı, oyunu kuranlar çok korktu bu asilerden… Anlatacakları vardı kölelere. 20.yüzyıl başı idi. Soğuk mu soğuk bir kış ülkesinde köleler güneşe doğru yürüdüler. Yeryüzü cenneti kurma,  güneşi zaptetme tutkusu ile yürüdüler. Başlayan köle isyanı, Devrime döndü. Devrim kazandı, kendi özgür devletlerini kurdular. Oyun sahipleri

Okumaya Devam Et

Issızlığın Ortasında Tek Başına

Issızlığın ortasında tek başına

Kuşatılmıştı. Aklı, duyguları, vicdanı, korkuları. Çok sert kuşatmaydı. Tek başınaydı. Issızdı ortam. Dostlar gitmişti. Her sokakta korku ve onu suçlayanlar vardı. Öyle bir güçsüzlük ve yalnızlık vardı ki O büyük ideallerin gücü yetmiyordu. Çemberin hem içinde hem dışında idi. Çemberin içinde idi, çok zekiydi, onu izin verirse zevk içinde varlık içinde yaşatırlardı. Çemberin dışında idi. Unutamıyordu. Doğrunun eski destanını, Yiğitlik günlerini unutamıyordu. Kapatamıyordu gözlerini, Kalbi sürekli aklına fısıldıyordu. Gerçek hep aynı.  Gerçek yine aynı gerçek diye. Ama tek başınaydı Ve

Okumaya Devam Et