Balıkçının Kazağı

  Benzemezdi kimseye balıkçı, kapanırsa içine açılmazdı, kazağını giyer, bazen kıyıda yürür, yaşadıklarını yorumlamaya çalışırdı, kendini özgür bir filozof gibi hissederdi, bu yürüyüşlerde. Sonra da bazen balığa çıkmaz, düşünceye dalardı, kazağı sırtında. Zaten küçük motor takılmış bir sandalı vardı, balıkçılığı da mütevazi idi. Günlük yaşamayı severdi, ama en çok düşünmediği zamanlar gerilirdi, susardı ama düşüncelerinin suskunluğu hoşuna gitmezdi, böyle zamanlar da yaşam sürüyor mu diye merak da ederdi sonradan. Bazen de arkadaşları ile görüşürdü, sadece balıkçı değildi arkadaşları, özellikle farklı

Okumaya Devam Et

Kimseye Bakmıyordu

Uçurumun dibinde bulundu, En sert kayalara çarpmış. Parçalı bir bakış vardı yüzünde, Kimseye bakmıyordu. Ölü teknelerin arasına götürdüler, Can vermişti, Can almıştı. Deniz sesini ölüler arasından doğrulur gibi dinledi, Kendine vedasını dinledi, Bir kez daha, bir kez daha. Üzerinde konuşmamalı, Yok saymalı, Unutma dememeli, Unut beni ise  hiç söylenmemeli. Huzur bulduğu açıktı. Kim olduğunu hatırladığı konuşuldu. Vahşiydi çok. Ama insanlık tarihi gibi hep bilinecekti. Unutulmasın diye daima anılacaktı. O kendi aklına mezar gibi gömüldü. Varsa kalbi hala atar. Bazıları bilir

Okumaya Devam Et

Aşkın Bitmeyeceği Zamanlar

Aşkın bitmeyeceği Zamanlar

Zindanların geceleri kuşattığı bir ülkede, Aşkın resmin içinden çıktığı zamanlarda, İliklerine kadar sev beni. Sancakların düştüğü yerde, Aşkın hiç bitmeyeceği zamanlarda. Hayat keder değil, Gör beni, baktığın gibi gör, herşey gibi sev, ne varsa güzel, hepsi gibi sev. Aynıyım, huzursuz bir benlik, kaybolmak isteyen başaramayan bir benlik. Gelecek yine geçmişe dönüyor, bulacağı kırık taş parçaları, Bilirsin bu öyküyü, Daima aşk çözer. Aşkın hiç bitmeyeceği zamanlar, Huzursuz benliğin boğulan kadını kurtardığı zaman da başladı. Resmin içinde, Bitmeyen zamanlarda. Bilinmeyen düşlerde.  

Okumaya Devam Et

Kapitalizmde Aşk Mümkün Mü

Kapitalizmde aşk mümkün mü

Kapitalizm, Para-meta ve toplamında piyasa ilişkilerinin hakim olduğu bir sistem. Kalıcı duyguya yer yok. Derin duyarlılık kavramı gündem dışı ve insanlar artık duyarlılığa şaşırıyor, kavram var ama çıkarlarına duyarlı söylemi ile yer değiştirdi. Kapitalist sistemde aşk ölmektedir. Bu ölüm gizlenmekte, kavram yaşatılmakta, ama içeriği ve uygulamaları değiştirilmekte, Kimse henüz ASLINDA AŞK ÖLDÜ DİYEMEMEKTE. Kapitalizmin tüm uygulamaları yaygınlaştıkça, İnsanlığın içinde derinleştikçe, yerleştikçe, aşkın geri çekilmesi, çıkarcılığın, kariyerist düşüncelerin ve seksin öne çıkması tesadüf değil. Şöyle bir baksak çevremize , dostlarımıza, hatta

Okumaya Devam Et

Kurdun Döndüğü Gece

Kurdun Döndüğü Gece

Kurdun döndüğü gece, Köşelerde saklanmış, bitmesini bekliyordu yeniler. Kurdun geçtiği yollar onun eski zamanlardaki heykelleri ile doluydu. Eğildi giyotinlerin kurulduğu geceye, Kurdun döndüğü geceydi. Issızlaşmış ovalara doğru neşeli bir ıslıkla güneş gibi baktı, Yine kimse yoktu. Ama ortada korku da kalmamıştı. Umuda inanmazdı. Bu defa tamam dedi. Giyotinse giyotin.   Kurdun döndüğü gece, Onun da döndüğü geceydi.

Evin Kapısı Açıldı

Evin Kapısı Açıldı

Evin kapısı açıldı, İçeride kimse yok, Gidildi, yeni hayatlara, istenilene gidildi. Kalan sertleşmekte, Bir daha asla demekte, Ve Yeniden, Birgün mutlakaya yürümekte, Yolları yürümekte, kıyısına yüzmekte büyük denizin. Kalbindeki yıldızı dünyaya fırlatmakta. Şairin dediği gibi, Yoruldu devin büyük yolunda. O giden oldu, Kalan bakmakta, Ve Kalbini dünyaya fırlatmakta.

Yükselen Umutsuzluk, Dirilmek ve Hazar

Yükselen Umutsuzluk, Dirilmek ve Hazar

Bahar havası yok yaşadığın topraklarda, belirgin bir şiddet sarmalında başlayan korku, seni ülkende suskun olmaya mı hazırlıyor, konuşan yanar mı? Yangında yanarsın da yeniden dirilir misin, yanarsın da aşk için mi yanarsın, toprak söndürür mü yangınını. Kuraklık yanmadan sonra başlar, toprak konuşmak istemez, aşk yalnızdır, anlamsız geri gelmiştir, saçmanın ve bulantının titreşimlerini yeniden içinde hissetmeye başlarsın, bildiğin kavramları yeniden tartarsın, doğrudur, doğrudur da, böyle de kalacaklar. Mayakovski’nin kesik bir kolun yalnızlığı dizesi aklına gelir. Kuyuya inersin. Yanmak istersin, bu defa

Okumaya Devam Et

Deniz Rengi Kış Yeşiline Döndü

Deniz kış yeşiline döndü

Deniz kış yeşili, rüzgar sert, yağmur hızlanıyor. Devam ediyorsun bunların içinde. Güzel geldi hepsi. Aklına takılıyor, yıllar önce bir arkadaşınla yaptığın tartışma. Tarih geriye gider mi diye uzun uzun tartışmıştınız. Mutlaka diyalektik kavramı olacak ya, o dönemde Adorno’nun negatif diyalektiğinden başlar, Hegel’in pozitif diyalektiğinden çıkardık. Aslında tartışma basitti. Aydınlanma devrimini yapmış bir ülke yeniden dinsel-otoriter bir rejime kayar mı, konu buydu. Bürokrasinin yönettiği bir sistem yerine, halkın, her yurttaşın, tek bir insanın da aktif katılım gösterebildiği yeni demokrasi arayışlarının önü

Okumaya Devam Et

Tutkuyla Düşmek

Tutkuyla Düşmek

Sen güçlüydün bir zamanlar. Nereye düştün. Neden seher yıldızı gibi yeryüzüne indin. Baktılar mı sana. Hangi kimliğini gördüler. Kendini mi hırpaladın. Kalkmak istemiyor musun gökyüzüne. Daha mı derinlere ineceksin. Kuzey rüzgarının müziği. Hangi aklında parçalanır. Kalbin nerede susmuş. Düştün mü yeryüzüne Tutkun var ölecek. Unutmak için.

Yalnız Kalmayı İstemek

YALNIZ KALMAYI İSTEMEK

Yağmurun yeryüzüne inişi gibi, Toprağa çarpışı gibi, Yerin yetmiş kat altına süzülmesi  gibi, İsteme benden uzak kalmayı, İsteme yalnız kalmayı. Yeni, yeni değildir, Gelen mutluluk değildir. Yalnız kalmayı isteme. Bıraktığın adam, Sevdiğin, sevdiğin. Uçurumların dolaştığı hayatında ki AŞK, Onun sana bakışıdır, Yalnızlığını toprağa gömmesidir. O yalnız bıraktığın adamdır. Yalnız kalmayı isteme, Yalnız bırakılan adam, her seferinde daha kırıktır, yeniden başlayan cinnetinde, yalnızlığında, kuşkularında, sevmesinde yolculuğa çıkar. Vazgeçmek için….