Ağır Karanlık

Durgun karanlığı geçtik, Don kıyılarında Kazakların geçişi gibi, bir kez daha Hazar atlılarının kayboluşu gibi, nasıl bir ağır karanlığa dönüşüdür bu gecenin… Tüm kötülükleri koynuna alan bir gecede yola koyulmak… Süre giden fırtına nefesini tüketti. Ah inanç, bitmeyen inanç, eski zamanlardaki yaşamın tutsaklığı ve yeninin karşılaşamadan kayboluşu, ne ağır bir gecedir bu, karanlığın en koyusu… Budapeşte’de KGB binası, yine kasvetli, başlangıcın izleri var. Çeka militanlarının tabancalı başlangıçları, büyük inancın en sert anları… Kışın düşlerden uzak soğuk gecelerinde, karanlığın en koyusu

Okumaya Devam Et

Umut Yok

Umut yoksa neden insanların bir kısmı radikal ateşle yanıyor, hiçbir şeyi değiştiremiyorsak neden bu kadar acıyı göze alıyoruz ve neden vazgeçmeyi kabullenmiyoruz. Zihnimizin en bulanık noktasında 11.tezi hiç unutmuyoruz, sanki hayata vurulan bir mühür. Bugüne kadar filozoflar dünyayı yorumladılar, ama asıl olan DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEKTİR. Her yanı ile destansı bir mühür… Bakıldığında geçmişe, olağanüstü zulüm, alçaklık, geleceğe bakıldığında radikal ateş aynısı ile karşılaşacak. Ama umut yok, umudun önemi de yok, sadece vazgeçilemez, aşktan vazgeçilmez. İnsanların kardeşliğini ve eşitliğini savunmaktan vazgeçilmez. Sınıfların

Okumaya Devam Et

Kısılmış Kahverengi

Karanlık aşılırsa eğer, geceden sonra ışık ve aydınlık gelir, aşılamazsa gün ortasında karanlıkta kalmaktan defalarca söz edebiliriz. Bildiktir, dünyanın güneyinde de yaşanmıştır. Latin Amerika’nın öz evlatları hayatlarını bir avuç ışık için savurdular. Küçük Asya’nada sessiz korkular yeniden geçmişten uzandı, yeni bir ses gibi, ama sözü eski ve tiksindirci… Dışarıda kalanlar; karanlığın derinliğine, dibi olmayışına alışamayan ve toprağın  kahverengisi gibi ayağa kalkmış, kısılmış ve pusuda… Korkan kalplerin sessiz sokaklar haline gelen benlikleri ile ortada sıkışmaları. Kaçamayıp teslim olmanın hazırlıkları… Kısılmış kahverengiler

Okumaya Devam Et

Gelenek İle Gelecek İnşa Olmaz

Evet, yazmak, konuşmak, düşünceleri yaymaya çalışmak, tehlikeyi göze almak, iktidar tarafından muhalif görülmek, ama reel muhalefetten de hoşlanmamak, kısacası iktidara da muhalefete de ait olmamak, ya da birçok şeye ait olmamak, ait olamamak ya da ait olmayı istememek. Yakup Kadri sanırım Yaban adlı romanında yazmıştı, doğu toplumlarında aydın ile halk arasındaki fark, Pencap’ lı bir Hintli ile Londra’da yaşayan bir İngiliz arasındaki farktan daha derindir. Bu fark var mı? Kapanır mı? Artık kapandı mı? Yoksa bu bir soyutlama mı? Özgürlüğün

Okumaya Devam Et

Pazar Günü Ve Kadınlar

Ülkemizde kadınlara tek bir hedef verilir. Evlenmek. Çocukluğunda başlar, evcilik oyunlarında gelişir ve böyle devam eder, annesi, anneannesi ne varsa örnek aldığı,  hepsi ona, çocukluğunda, bak büyüyeceksin, evleneceksin diye konuşur. Konuşmalar hep buna getirilir, olağanüstü bir propaganda mekanizması çalışır. Yetmez,  büyüdüğünde evlenemedin diye açıkça konuşurlar, ya da daha ince mesajlı konuşurlar. Ama kadın, ne bu amaçtan ne de bu propagandadan kurtulur, Ona verilen evlenmek hedefi, onun için gençliğinde de tek sorundur, zamanını bekler sadece. Hatta öğrenim bile sadece bir eşle

Okumaya Devam Et

Kardeş Katli

Osmanlı dönemi hakkında, son yıllarda başlayan olağanüstü övgü nedeni ile, tarihi gerçeklerden uzaklaşıldığı gibi eleştirel yöntemlerde bırakılmıştır.  Ülkemizde bulunan akademik geleneğin tek taraflı ve tek görüşlü olarak dönüştüğü ve bu dönüşümünde, günümüzde de sürmesi nedeniyle, hakim duruma gelen  akademik çevreler içinde, Osmanlı döneminde, sanki bir yeryüzü cenneti kurulmuş gibi hikayeleştirilen anlatımların  etkin  hale gelişini izledik, izliyoruz. Osmanlı dönemi, sadece parlak fetih hikayelerinin geçtiği bir dönem değil, aynı zamanda, en güçlü dönemlerinde bile, son derece kanlı ayaklanmaların olduğu, iktidar  savaşlarının yapıldığı,

Okumaya Devam Et

Sısyphos, Türkiye

Yunan mitolojisinin en önemli öznelerinden birisi olan Sisyphos (Sisifos) Tanrılara başkaldıran ilk insan olarak bilinir, Sisifos bilgedir, bir kraldır, ancak Tanrılara karşı koyar, baş kaldırır, sonunda Tanrılar Sisifos’u yakalar ve akla gelmeyecek ağır bir  cezaya çarptırırlar. Sisifos’un cezası,  iri bir kayayı, her gün bir dağın aşağısından başlayarak, dağın yukarısına, zirvesine çıkartmaktır, ancak Sisifos kayayı dağın tepesine çıkarttığı an, kaya yeniden dağdan aşağı yuvarlanacaktır. Bunun üzerine Sisifos tekrar kayayı dağa çıkartmaya başlayacak ve kayayı yukarı çıkardığında, kaya tekrar aşağı yuvarlanacaktır. Sonra

Okumaya Devam Et

Aşkın Yedi Menzili, Haluk İnanıcı

Haluk İnanıcı bir yazar. Üçüncü romanını yayınladı. İlk romanı, “Rugan Ayakkabılı Teğmen”‘den sonra ,  ikinci romanı, “Dinle Lisa”‘yı yayınladı. Şimdi de, son olarak üçüncü  romanı çıktı, yazmadan, konuşulmadan geçilemeyecek  bir roman. Etkileyici ismi ile, “Aşkın Yedi Menzili”. Günümüzde , aşkın tek menzilde bile yürüyemediğini bilenlere, yaşayanlara, umuda ve aşkın derinliğine çağıran , aşk derindir, yedi menzilde de yürünür diyen bir roman. Tarihsel örgü içinde ilerleyen bir roman yazmış Haluk İnanıcı, çok iyi bir yazar, yazmasına devam etmesini dileyeceğimiz bir yazar

Okumaya Devam Et

Düşünce Özgürlüğü, Cesaret

Düşünce özgürlüğü, kutsal özgürlük. İnsan olmanın anlamı, Düşünmenin gizemi, İfade etmenin sancıları, Güzeldir farklı düşünceleri duymak, Hiç korkmadan düşünceni söylemek, Bastırılmadan, sesle, bağırışla, silahla, hukuk tanımazlıkla, Susturulmadan  söyleyebilmek düşünceni. Artık hiç konuşulmuyor düşünce özgürlüğü, Eskiden herkes bu kavramı söyler, daha da gelişmesi için söz alırdı, Yetkili karar alıcılar sevmese bile o kutsal kavramın aleyhine kimse konuşamazdı, İnsanlığın tartışılmaz en büyük kazanımlarından  birisi olarak onurla ifade edilirdi, O kadar zor elde edilmişti ki, Düşüncesini söyleyene hoşlanılmazsa vatan haini denmiş, Ajan denmiş,

Okumaya Devam Et

Batıdan Doğuya, Eleştirel Düşünce Ve Çoğulcu Kültür

Batı ve Doğu kültürleri üzerine tartışma sürmekte, bu tartışma sürsün, ancak bazı tespitleri yapmakta yarar var. Batı deyince Avrupa düşüncesi anlaşılıyor, bu şekilde kullanabiliriz, Avrupa düşüncesi bize sömürgeciliği, yarı sömürgeciliği, Emperyalizmi, Kapitalizmi ne varsa kötü bunları hatırlatıyor, ancak bugünkü anlamıyla eleştirel düşüncenin  de Avrupa’dan geldiği unutulmamalı. Emperyalizm uygulaması Avrupa kökenlidir, ama Emperyalist sömürüye uğrayan Doğudan karşıt bir Emperyalizm teorisi geliştirilememiştir. Yine Emperyalizmin eleştirisi Batıdan gelmiştir. Sömürülen Doğudan değil, sömüren Batıdan Emperyalizm karşıtı hareketler çıkmıştır. Emperyalizm üzerine, Avrupalı sol, sosyalist ya

Okumaya Devam Et