KARDA YÜRÜMEK

İnsanlık kendi kaderini her zaman arayamıyor, maalesef birikimlerin,  insanlığı ilerleten devrimlerle taçlandığı dönemler geride kaldı, devrimler güncel değil. Genel olan günlük hayata adanan yaşamlar, gelişen cehalet ve korku insanlığın genel durumu… Yürütmenin baskısını arttırması ile sonuçlanan siyasi iklimler her ülkede soluk alabiliyor. Bugünün küresel kapitalizmi cahilliği bir yönetim tekniği olarak yaygınlaştırıyor, din aydınlanma devriminin gerilemesinden sonra yeniden dünyada dolaşıyor. Siyaset güçsüzlükten gerekçe alarak, fikri dar ve sınırlı ittifak arayışları ile dönemsel nefes alışlara ve ajitatif alanlara sıkışmış durumda, siyaset artık

Okumaya Devam Et

AĞIT

Dedi ki kadın, ne yaptım ben, ikimizide  düşürdüm , ben kalkamayacağım ama sen güçlüsün, kalkacaksın dedi. Tütsülenmeye  bırakılan bir aşk. Sanırım sevmeye dair bir buluşma idi,  hayatla kavuşma idi. Ama adam eski siyasete tutsak edilmişti , çok uzaklarda kalan  tutsaklık öncesini hatırlayamıyordu. Yaşarken tam yaşamamak gibiydi… Kolera günlerinde aşk filminde, romanında, koleraydı adam düşürülmeden önce. Hüzünlü kolera…Gelen  rüzgarın altında. Türkali’nin Mavi Karanlığında, her romanında son anda gelen umut arayışı, her rüzgarın altında kalışı bitirir mi? Bugünlerde  yeni bir kimliğin var dediler, 

Okumaya Devam Et

Savrulan Bakışlar ve Siyasi Kimlik

Savrulan bakışların arasında dolaşmak ilk defa değildi, sana sorulan soruları daha önce de duymuştun, yeniden sessizce cevaplamak ne kadar uzaktı hayatından, gittiğinde, gidildiğinde, dönülmediğinde, dönmediğinde, tedirgin ettiğin hayatların sitemini yüklenmek, aşktan uzak sadece bildiğin  nefesi yaşamak  ve unutmamak… Kimlik siyasidir… Yarılıp kızıldeniz tutsaklık aktığında, ilahi söyleyen neferlerin  yürüyüşleri ıssızlıktan bereketli tarlalara doğru gidiyordu… Yürümek ölmek gibiydi… Kimliğin siyasi idi… Hayatı şiirleştirmek zordu, kalacağın sokak her zamanki gibi kuşatma altındaydı, dostluğu yeniden bileklerine kadar sıvayıp, kutsal iyimserliğin ile kaçıncı sürgünden dönmeye

Okumaya Devam Et

MÜCADELE VE 1 MAYIS

Ünlü seslenişlerdendir. Mücadeleyi kaybettiğinde değil, mücadeleden vazgeçtiğinde yenilirsin… Emeğin yiğit evlatları her dönem ayağa kalktığında kazandılar, kaybettiler, kazandıklarında sonradan kaybettiler, her kaybedişte bu defa  daha iyisini yapacağız ya da daha iyisini kuracağız demek gerekiyor. Kapitalizmin hala tek bir alternatifi var… Ancak gelinen noktada, emek  iktidarına yönelik mücadele denemelerinin  salt ajitasyonla ya da örgütlenme denemeleri ile yürütülemeyeceği açık. 68 kuşağından gelen Fransız devrimcinin röportajında dediği gibi, anma günlerinde sabahlara kadar marş söyler, sonra dağılırdık dememek için, ajitasyonu ya da küçük örgütlenme

Okumaya Devam Et

Yenilemeyen Günlük Hayatlar

Hayat bazen  pratik değildir. Ararsın o teoriyi bulamazsın bu anlarda. Gelen günün  yorgunluğu en kutsal olur. Kutsaldır, kuşatıcıdır. Her türlü yalanın soğukluğunda nefes alan hayatlar daima sınanır. Her sınama yabancılaşma ile biter. Daha çok yabancılaşma artar. Ancak cahillik ve memnuniyette artar. Eğilmiş kalplere artık her türlü sokak vardır. Şimdi susan  yabancıdır. Mutludurlar kutsal hayatları ile… Vahşi bir cehaletle kuşatılmış hayatlar ile mutlu yaşanır.  Tüm zamanların en tuhaflaşmış öykülerinde yazılıdır silik benlikleri… Kutsal hayat döngüsü siyaseti de anlamsızlaştırır. Oysa devrim ve

Okumaya Devam Et

Küçük İmparatorluk

Küçük İmparatorluk

Devrimci hareketler yenilmişti. 12 Eylül faşizminin derin planları vardı. İstanbul, Cağaloğlu’nda, en gösterişli, en pahalı yerlerinde dinsel içerikli kitap satan yerler açılıyordu, 12 Eylül koşulları idi, laikliği söylem olarak savunan askeri yönetim zamanında,  en merkezi yerlerde pıtrak gibi açılan büyük, şık, geniş kitap evlerinde dini kitaplar satılıyordu. Devrimci hareketler yenilmişti, Sadece siyaset yenilmemişti, halk, evlatları yolu ile ilk defa kendi geleceğini aramıştı, ilk defa bu kadar idealistti, çok katı zamanlardı. Ama 12 Eylül 1980’de durdurulmuştu. 1983 yılında iktidara gelen ANAVATAN

Okumaya Devam Et

AYDINLANMADAN UZAKLAŞAN CUMHURİYET *

İnsan aklı gelmiş geçmiş tüm zamanlarda özgürlüğünün peşindedir, insan aklı özgürleşmezse insan özgürleşemez, aklın özgürleşmesi insanın da insanlığın da en büyük mücadelesidir. En büyük devrimidir, mücadele sürmektedir, kesintisiz devrimlerdir bu mücadeleler… İnsan aklının özgürleşmesi mücadelesine aydınlanma mücadelesi, aydınlanma süreci, aydınlanma devrimi demek mümkündür. Aydınlanma mücadelesini, 18.yüzyılla, 17. yüzyılla, 16.yüzyılla, Rönesans ile Reform hareketleri ile sınırlamak mümkün değildir, evet bu zaman kesitlerine, insan aklının özgürleşme mücadelesinde dönemlerine göre öne çıkan aydınların, düşünürlerin damgası vurulmuştur. Diderot, Hume, Locke, Voltaire, Rouessau, Montesquieu, Descartes, Kant

Okumaya Devam Et

Atmaca Kanadında Siyaset

Siyasetin atmaca kanadına yerleştiği ve avını aradığı dönemler süreklidir. Ancak atmaca hangi atmacadır? Özgür olan mı? Tutsak olan mı? Mevcut sistemlerin kurulu düzenlerindeki  siyaset, tutsak atmacanın kanatlarında yapılan siyasettir. Gökyüzünde yırtıcı uçuşunu görürüz. Sahibi yeryüzündedir. İndiği yere bakmalı, hangi ele, hangi omuza ineceğine bakılmalıdır.  Tüm yırtıcılığı dönüp de omzuna konacağı sahibi ile sınırlıdır. Atmaca kanadındaki  siyaset tutsak siyasettir. Koca ülkelerin siyasetlerinin, ya da siyasetçilerinin tutsak olduğunu görürüz, yırtıcılıkları sahtedir. Sahipleri kendileri değildir. Ülkeleri yoktur, halkına bağlı değildirler, insanlığa inanmazlar. Yalan

Okumaya Devam Et

KAFES KUŞU ARAR

Kafka’dan gelen kafesin kuşu araması sözü zorlu bir düşünme serüvenini gerektiriyor, Hegel’den başlayan devletin kutsileşmesine, Anarşizm teorilerinin her türlü kurumsal iktidarın reddine, liberal teorilerin gelişimine, Marksizm’in eşitlikçi temelde insanlığın kurtuluşu teorilerine, sosyal demokrasinin denge teorilerine kadar götürür, orada durmaz, başka düşünce arayışlarına götürür. Tek amaç özgürlüktür. Çünkü kafes kuşu aramaktadır. Kişisel gelişim kitaplarını satmaktan başka amacı olmayan mevcut kitap evleri kafesi ve kuşu bilmeden ve istemeden de olsa birbirine yaklaştırır. Ancak paranın ve metanın piyasa hakimiyetine dayanan ve rızanın olmadığı

Okumaya Devam Et

Gecenin Uzayan Kollarında

Gecenin Uzayan Kollarında

Gecenin uzayan kolları seni sardığında hissettiğin sıcaklık olmaz, şefkatin eski anılarını beklemek, bırakmak istemediğin gezici bulutların gölgesinde unutulmaktır. Yürüyüş kolları İstanbul’u sardığında, dünya nefesinin ucuna gelir. Aziz Nesin’in dağın tepesine tırmanan  atlıları aklına gelir. Tırmandıkça, yükseldikçe cesaretin şahlanışı aklına gelir. Dönüş yolu düşüş yoludur. Dönme, dönme… Sabahları yenilenen söylemler tüm gün dilinde iddia olduğunda, aslında geride kalanın sen olmadığını gözlemek zor değildir. Peki yeniden tutsaklığın tüm koşulları üzerine geldiğinde, bildiğin tüm şiirler yeryüzünü sardığında, tüm heyecanların geçici olduğu anlarda yeni

Okumaya Devam Et