Anayasa halk ve pazar günü

Anayasa, Halk ve Pazar Günü

Günlerden Pazar değildi, 12 Eylül günleriydi, 1982’li  günlerden birisinde,  1982 Anayasasının Mimarı denilen Prof.Dr.Orhan Aldıkaçtı, İstanbul Hukuk Fakültesi’nin ünlü -1- numaralı amfisine konuşma yapmak için geldi,konuştu.

Hepiniz hukukçu olacaksınız, beni anlayın, elimden geleni yapıyorum, sabah kalkıyorum, onlar değiştiriyor dedi.

Rahatsızdı, kendisinin demokratik bir anayasa yazmaya çalıştığını, ama hemen ertesi gün beş generalin değiştirdiğini uygun bir dille söylüyordu.

Aslında kendisinin Faşizm anayasası ile ilgisi olmadığını belirterek savunma yapıyordu, o dönemin hukukçuları toplum içine çıktığında hukukçu vizyonuna sahip olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlardı.

Sonra Aldıkaçtı bir an durdu ve seslendi topluluğa;

İsterse Faşist anayasa olsun, isterse Antidemokratik bir Anayasa olsun, gerçek hukukçunun görevi yaptığı yorumlarla o anayasayı demokratikleştirmektir. Kurallar tek başına önemli değildir. Asıl olan demokratik yorumdur.

Bir tür vicdan azabı ile konuştu belki de.

Ama doğruydu, dünyanın en baskıcı anayasası bile hukukçu yorumu ile kısmen uygulamada düzeltilebilir.

Fakat bunun için  toplumda hem cesur, hem de böyle bir vizyona sahip  hukukçuların varlığı gereklidir. Ülkede böyle hukukçular  azalmadı mı? Kalanlar da zaten yetkili yerlerden uzak tutulmuyor  mu?

Cevabı belli sorular, cevaplamaya gerek yok.

1982 Anayasası halkın % 92’sinin  oyu ile kabul edildi, evet bu baskıcı anayasa halktan olağanüstü kabulle destek gördü, bu halk baskı altına alınmayı kabul etti.

Nedenlerin önemi yok,

Kimisi askerler hemen gitsin diye halk kabul etti dedi,

Kimisi 1980 öncesinde oluşan şiddet ortamına tepki diye oy verdi dedi.

Hiçbir anlamı yok gerekçenin.

Halk kendini baskılayan ve yönetecek olan kurallar topluluğunu büyük bir çoğunlukla kabul etti.

Bugünlerde de benzer tartışmalar yapılıyor. Teknik yorumlar, karşılıklı tartışmalar yoğun.

Ama şu açık;

Yeni anayasa tasarısında Ulusal Meclis, TBMM’nin, yani Yasama’nın yetkileri azaltılıyor, Yürütmenin yetkileri olağanüstü artıyor, halktan ses yok, protesto yok, mitingler yok, siyasi partiler tamamen Meclis içinde, halkla diyalog kurmuyor ve halk izliyor.

Halk izlediği herşeyi kabul eder.

Oysa Meclis geleneği, ülkemizde 150 yıllık bir gelenek ve hep yürütmeye karşı mücadele ile kendini var etmiş, önce padişaha, sonra etkin askeri yönetime ya da  sivil otoriteye karşı.

Meclis sonunda hep varlığını korumuş, yürütmeden daha meşru ve demokratik.

Meclis kavramı yine saldırı altında, yine Kuvvetler Ayrılığı prensibi saldırı altında.

Yine Yürütme, karışıklık var, yetkilerim az, daha hızlı yürümem gerek diyor.

Ya Meclis, kendi varlığını zedeleyecek bir Anayasa değişikliğine etkin bir yürütmenin baskısı altında evet diyor.

Dünyada da diyalog ihtiyacından gelen, çoğunlukla üyeleri  halktan gelen ve tek amacı yürütmeyi durdurmak, denetlemek, yasa yapmak  olan  meclisler büyük mücadelelerle kuruldu, İngiliz Meclisi, Fransız Meclisi, Amerikan Meclisi, farklı örneklerden olan Sovyet Meclisi (Sovyetin kelime anlamı da danışma kurulu, meclis demek) çok bilinen denemelerden…

Yasamaya veda,

Meclise veda,

Demek için erken elbette. Dünya tarihi bu süreçlerden çok geçti ve geçecek de. Asıl olan meclisin halkın meclisi haline gelmesi ve  daha geniş katılıma uygun, etkin, yürütmeyi kontrol eden bir meclis kavramını unutmamak ve bunun için mücadele etmek, yürütmeler daima demokratik taleplere, demokratik meclis taleplerine evet demek zorunda kaldılar.

Ama bunun için de toplumla diyalog kurmak gerekiyor, aşırı bölünmüş bir toplumla.

Dışarıdan içeriye girmek…

Pazar günleri arafta kalan günlerden, hem tatil günü, hem de iş günü öncesi bir gün, hem güzel, hem gergin.

Ama aynı zamanda  biz bizeyiz, ya da kendimizle baş başayız.

Bir pazar günü demokratik ve yürütmeye karşı güçlü bir meclisi düşlemek ve kımıldamak…

Böyle bir Meclis bizim meclisimizdir.

Böyle bir pazar günü de güzel bir gündür…

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu.
İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı.
Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.