Ülke Ve Hareketler

Ülke için kısa tespitler yapmakta yarar var.

Referandum sürecinden yeni çıkıldı, oylamanın galibi yok.

Yeni süreçler, yeni aktörler, yeni hareketler olacak.

OLMALI DA.

Ancak siz geçmişinizi bıraksanız da geçmişiniz sizi bırakmaz.

Geçmişten gelen aktörler yenileyebilirse kendilerini ilerleyecekler.

Ülkede merkez liberal çizgi eksik.

Sosyalist çizgi eksik.

Hareketlerin kendilerini nasıl tanımladıkları önemli, dışarıdan tanımlamaların önemi yok.

Hareketlerin kitleselleşmesi ya da kitleselleşememesiyle, bu dış tanımlamaların olup olmaması arasında bilimsel bir bağ yok.

Geçmişten gelen, ya da gelenekleri olan hareketler yenilendiği takdirde yürüyüşlerini sürdürebilirler.

Aksi halde sonsuz bir çay molasındadırlar.

Yaşar Kemal’in İnce Memed’i öğreticidir. Ülkenin insanlarının davranışları oradadır.

Ya susar, ya da silaha sarılır.

Suskun ya da silahlı, elbette ikisi ilede insanlık ve demokrasi ilerleyemez.

Özel Alman ya da İtalyan faşizmi gibi dönemler hariç elbette.

Neden ülkemizde Sosyalist hareket geçmişi, tarihselliği ve hatta gelenekleri olduğu halde yok hükmünde…

Elbette Küresel Kapitalizm sürekli yeni sahneleri insanlığın önüne koyuyor, günlük yaşam boş zamanı şık bir şekilde ortadan kaldırıyor.

Boş zaman aynı zamanda düşünebilme zamanıdır.

Düşünmeyen insan yabancılaşan insandır.

Artık kuşaklar yabancılaşmış kuşaklardır.

Ne geçmişten gelen bağı kabul eden yeni kuşaklar, ne de geçmişten gelip bağ kurmayı isteyen eski kuşaklar…

Kimse bir bağ istememektedir.

Ve elbette geçmişin Eylül dönemindeki olağanüstü acımasız şiddetinin etkisini ve artık kimsenin şiddetle karşılaşmak istememesinin de payı var.

Ülkemizde güçlü bir özgürlük geleneği yok, dönem dönem özgürlük arayışları var, ama köklü bir özgürlük geleneği yok.

Bu nedenle toplama kampı gibi amorf siyasi partiler oluşabiliyor.

Her eğilimin yer aldığı tuhaf koalisyonlar, oluşan rant sistemi içinde   siyaseti temsil edebiliyorlar.

Peki bu durumdan rahatsız olan insanlar ne yapıyor?

Bir kısmı kitle örgütlerinde zaman harcıyor.

Bir kısmı yazıyor.

Bir kısmı da hiçbir şey yapmıyor.

Galiba en başından başlamak gerekiyor.

Tespit-tahlil ve hareket gerekiyor.

Ancak bunun için atomize olmuş bireyler zemininden uzaklaşıp konuşabilecek insanların olduğu, yoksa da olacağı yeni kalabalıkları oluşturmak gerekiyor.

Ve yine maalesef eski kuşaklara söz söylemek ve yeniden başlamak düşüyor…

 

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu.
İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı.
Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.