Türkiye Ve Referandum Sonuçları

Referandumun üzerinden yaklaşık bir ay süre geçti, çeşitli hile iddialarının sonuç vermemesinden sonra yeni süreçler konuşuluyor. Gelecek üzerine çeşitli senaryolar.

Ülkedeki ortam henüz yumuşamadı.

Türkiye hareketli ve içinde çeşitli etkileşimlerin olduğu  bir ülke, tek başına ne aşiretlerle, ne siyasi gruplarla, siyasi partilerle ya da bunların yanına eklenecek çeşitli güç odakları ile yönetilmesi imkansız bir ülke.

Türkiye hiçbir şekilde bir ortadoğu ülkesi olamaz.

Öncelikle küresel kapitalizmin halkaları içinde, ekonomi politik olarak bu kuralların dışında hareket alanı zor.

Jakoben yöntemlerle aydınlanma devrimleri yaşamış ve en önemlisi bu devrimler taban bulmuş, kitleselleşmiş ve yeni kadroları oluşturmuş. Azımsanamayacak ölçüde etkililer, hatta düşünsel olarak bu kadro ve kitleler kendilerini ülkenin ana gücü olarak kabul ediyor.

Sistemi seçimlere dayanan bir ülke, ancak her yönden farklı dinamiklerin birbirini kovaladığı ve elbette oyların yönünün de etkilenebildiği bir ülke.

Hiçbir güç odağı ülkede iktidarını etkin ve mutlak olarak uzun süre koruyamaz.

Yeni anayasal düzenleme bir tür Pandora’nın kutusunu açtı, yeni denklemler kurulacak ve ARTIK KİŞİLER ÖNEM KAZANACAK.

Siyasi partiler parlamanter sistemin aktörleridir, eski dönemde kendine göre aktif siyasi partiler düzeni mevcuttu ve TBMM önemli idi, en önemlisi eski dönemde TBMM ortada gözüken birinci aktördü.

Dönüşen yeni sistemde siyasi partiler daha çok lojistik anlamda önemli olacak, seçilecek yeni Başkanın manevralarını, düzenlemelerini, politikalarını  bir tür bunların bekçisi olarak destekleyecek, Başkanın uygulamalarının bozulmaması için yine TBMM önemli olacak, ancak lojistik anlamda, Başkanın düzenlemelerini korumak amacı ile…

Aksi halde TBMM siyasi kontrol dışına çıkarsa Başkanı engelleyecek politik hattın kurulması kaçınılmaz olacak. O nedenle hala etkinler, ancak siyasi partiler ve TBMM ikinci aktörler olarak yerini alacak.

Artık birinci  aktör yeni seçilecek Başkan olacak. Yeni sistemde Başkan adayı olan kişinin özellikleri, duruşu, sözleri çok önemli olacak.

Başkanın seçiminde siyasi partilerin dışında, kitle örgütleri, STK’lar, sermaye grupları önem kazanacaklar, her birisi önemli olacak, siyasi partiler kendi kitlesini kolayca, seçilecek Başkan adayı konusunda doğrudan yönlendiremeyecek ve garip yeni mutabakat ve diyalog kanalları açılacak, özel lobi unsurları devreye girecek.

Doğrudan siyasi olmayan ya da doğrudan siyasetten gelmeyen yeni adayların öne çıkacağını göreceğiz. Bu adayların ilginç sermaye grupları tarafından desteklenmesini izleyeceğiz.

Yeni bir siyaset başlıyor. Herkes tedirgin, ama herkes umutlu, herkes yeni Başkan adayının belirlenmesinde etkin olacağını varsayıyor ve yeni kariyer hesapları şimdiden belirginleşmeye başlıyor.

Kapalı siyasetin, kapalı müzakerelerin oluşacağı yeni dönem gözükmekte, ilk demokrasi kavramının ortaya çıktığı Antik Yunan demokrasilerinde, o günün filozofları demokrasinin en önemli zaafını demagogların hakim hale gelmesi olarak  yazdılar, konuştular.

Ülkemizde de yeni sistemin çok değişik demagoglar üreteceğini görmek gerekiyor, artık her ne olursa olsun, hangi bölgeden olursa olsun bir oy çok anlam taşıyor.

Oluşan yeni siyasi düzene sürekli bakmak üzerinde yazı ile de olsa konuşmak gerekiyor.

Ülkenin de, ülkenin insanlarının da kime ve neye dönüşeceği konusu artık gelen yeni süreçlerin içindedir….

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu.
İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı.
Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.