Vicdanın çağrısı, kavganın çağrısı,sevdanın çağrısı.

Rüzgara Ver Kendini

Hissetmek rüzgârı, esmeyi, rahatlamayı, ürpermeyi,

Nemlenen vücudunu, üşüyen kalbini hissetmek,

Rüzgârla yürümek, birlikte eserek yürümek,

Zihni boşaltmak, ne varsa inandığın, inanmadığın ne varsa zihninden kovmak,

Sonra zihnini yeniden,  yeni bir gerçekliğe açmak.

Doğruları yeniden bulmak, acaba diye gerçek bildiklerini sorgulamak.

Nasıl da özgürleştirir insanı. Bundan sonra inanmak daha değerlidir.

Sorgulanmış bilgidir çünkü artık inanç denilen.

Sonra cesaret gelir, öyle bir cesarettir ki, özgür aklın cesaretidir.

Bu cesaret seni rüzgârın da karşısına diker,

Sert fırtınaların da önüne durabilirsin bir kez daha yumruğun ve gülümseyen benliğinle.

İlk kez karşılaşmadın kasırgalarla..

Ülken bir kez daha çağrı yapmaktadır; Biz’ lere..

Cehaletin, taassubun, alçaklığın, cinayetlerin, yalanların, şiddetin kasıp kavurduğu ülken.

Kulaklar hiçbir zaman bu çağrıya kapanmadı.

Adalet yoktu, hukuk yoktu,

Oysa Hukuk;

İnsanlığın ürettiği büyük değer, büyük terazi, büyük ideal, ezilenlerin tek gücü.

Oysa;

Bir yandan da ezenlerin büyük oyuncağı, yıkıcı, sağır, kör, acımasız.

Peki, ne anlamı kalıyor ölü bir yurtta yanan kızların bedenleri karşısında sözün.

Korku, korkun, öfkeyi, mücadeleyi, kendi kendine mırıldanman mı yapıyor.

Yoksa inançsızlığın mı seni düşündürüyor, değişmeyecek diye, bir kez daha yine değişmeyecek.

İçin için kederlendiğin hayatın mı seni durduruyor.

Yoksa hayatın sadece yaşayan bir keder mi..

Kulaklar artık yeniden bu çağrıya hazır.

Ne dersen de.

Vicdanın çağrısı.

Kavganın çağrısı.

Sevdanın çağrısı.

Ama artık ölümün durdurulması için,

Gencecik kızların yanmaması için.

Ülkeni yaşanabilir hale getirmek için.

İnsanlığı yeniden sevebilmek için.

Sokakların lümpen işgalinden kurtarılması için.

Her nerede olursan ol, hangi kimlikte olursan ol, nasıl yaşıyorsan yaşa.

Hayat seni geri çağırıyor.

Durdurmaya, değiştirmeye.

Şiirin yaşaması için…

Aşkın olabilmesi için…

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı. Avukat.

1 yorum On Rüzgara Ver Kendini

  • Özgün üslup, yeni bir soluk. Şengün, bilincin kuruluğunu aşıp, zor olanı, yürekten çıkanı estetize etmeyi yakalamış. Ele aldığı meseleler evrensel insanlığa dair. Başka deyişle, Mağrip’linin “anlatılan senin hikayendir” derken kastettiği “insanlığa” dair. Yolu açık olsun.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.