Pazar Günü Ve Kadınlar

Ülkemizde kadınlara tek bir hedef verilir.

Evlenmek.

Çocukluğunda başlar, evcilik oyunlarında gelişir ve böyle devam eder, annesi, anneannesi ne varsa örnek aldığı,  hepsi ona, çocukluğunda, bak büyüyeceksin, evleneceksin diye konuşur. Konuşmalar hep buna getirilir, olağanüstü bir propaganda mekanizması çalışır.

Yetmez,  büyüdüğünde evlenemedin diye açıkça konuşurlar, ya da daha ince mesajlı konuşurlar.

Ama kadın, ne bu amaçtan ne de bu propagandadan kurtulur, Ona verilen evlenmek hedefi, onun için gençliğinde de tek sorundur, zamanını bekler sadece. Hatta öğrenim bile sadece bir eşle tanışmanın imkanı ya da aracı olarak değerlendirilir.

Elbette kadına evlenmesi sadece ailesinde verilmez, toplumsal düzende onun evlenmesini istemektedir, düzenin bu evliliklere ihtiyacı vardır, evcilleştirilmiş insanlara ihtiyacı vardır, evcil insanlarla düzen devam eder. Evcil insan, kadın ya da erkek sorgulamaz, bir toplantıya, bir panele, bir mitinge gitmez.  Sadece eve gider, bu nedenle düzen de bu evlilik propagandasına özellikle kadın üzerinden devam eder.

Kadına televizyon dizilerinde, sürekli evliliğin iyi olduğu, mutluluğun tek kaynağı olduğu söylenir, bilinçaltına da evliliğin bir statü olduğu, evlilik olmazsa bu statüye girilemeyeceği, dostlukların bile buna bağlı olduğu verilir.

Şarkılar sürekli evliliği över, özendirir, filmler mutlu son olarak daima evlilik teklifini öne çıkarır, hatta, benimle evlenir misin diyen teklifler için  orjinal sahneler tasarlanır, erkek fiziken  ya diz çöker, ya da manevi olarak diz çökmüş bir şekilde evlilik teklifini yapar.

Evlilik propagandası için  en vahşi süreç reklamlarda görülür. Özellikle beyaz eşya ya da mobilya satımlarında sürekli evlilik baş roldedir. Yıllar öncesinin bir reklamı unutulmazdır. Kült reklamdır. Bu reklam şöyledir. Sahnede genç bir kadın dikiş dikmektedir, hayali bir gelinliktir, gelinlik hayali kurmaktadır. Onu düşler, bir yandan da dikiş diker ve arkadan reklam sloganını duyarız. “Her genç kızın rüyası…………………. marka dikiş makinası”. Evet, inanılmayacak bir reklamdır. Kadına bir yandan evlilik kavramını aşılamakta, bir yandan da dikiş makinasına oturmuş olarak göstererek ideal kadın profilini de çizmektedir, tabi bu arada  yeter ki bir metada satılsın.

Ama aynı zamanda düşünmeyen hareketsiz  insanlar yaratılsın. Doğ, büyü, iş bul, çalış, evlen, üre, harca, satın al, tüket, yaşlan ve öl. İNSAN BU DEĞİLDİR.

Reklam ve düzen için bu kadar açıktır. Bir kadının  aklını kullanmasını önemsemesin, aşkın aranmasını önemsemesin, erkeği önemsemesin, insanı önemsemesin, sadece satacağı metayı önemsesin. Aslında gerçek bazen bu kadar basittir.

Evlilik amacı ile yetişen bir kadın elbette zamanı gelince, diğer propaganda mekanizmalarının da yardımı ile bir erkeği seçmez, onunla oluşturacağı düzeni seçer, propaganda aşk üzerine, aşkın derinliği hakkında ya da aşkın sınırsızlığı  üzerine değil de,  evlilik üzerine olunca, orada görünmez bir sistem devreye girer, kadın aynı zamanda o sistemle evlenir, seçilen artık erkek değil düzendir. Evlilik artık bir matematik hesaba ve alışverişe döner.

Elbette tüm bunlar incelikle işler. Elbette evlenirken sevilen erkekle evlenilir, ama bazen erkeğin sevilmesi kolaylaşır, kolaylaştırılır, çünkü kadına seçilecek erkek profili önceden verilmiştir. Zaten tek tip erkek profili içinde ona da seçeceği erkek profili hazırdır. Bu erkek profilinden çok vardır ve hoşlanma yeterlidir, aşkı bulmuş  kabul edilir, kısacası duygu işi çabuk halledilir, yeter ki evlilik düzeni başlasın.

Farklı erkek bilinmez ve aranmaz.

Çünkü erkeklerde propaganda altındadırlar. Bu yazının konusu erkekler değil, ancak BURADAN AŞK ÇIKMAZ..

Belirttiğimiz hususlar bir genellemedir, tespitler silsilesidir sadece.  Elbette, kişisel düzeyde farklı kadınlar çoktur.

Ancak kadınlara bilim kadını ol, yazar ol, işinde yüksel, kitap çıkart, hayatın derinliğini hisset, sosyal-hümanist bak, dünyayı keşfet denmez, böyle duymaz,  böyle eğitilmez, böyle görmezler. Evrensel değildir, Dünyaya bakışları yoktur. Erkeklerin de durumu budur.

Ancak Kadın yoksa erkek de yoktur.

Kadın yoksa insanlık da yoktur.

Kadın yoksa hayatta yoktur.

Kadın yoksa AŞK  DA yoktur.

 

 

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı. Avukat.

1 yorum On Pazar Günü Ve Kadınlar

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.