İnsan hayatı bittikten sonra geri gelmez

Karanlık Günlerden Birisi, 10 Aralık

Cinayetlerin daima sonuçları olur.

Dün yine cinayetler günüydü.

Yine karanlığın günüydü.

Çok sayıda ölü, kalabalık yaralı topluluğu.

Korkunun zamanıydı.

Ölümler günü 10 Aralık.

Korkunç sorular var, cevabı verilmeyecek.

Şüpheler artacak.

Kim yaptı. Aslında kim yaptı.

Nasıl olabiliyor bu kadar yoğun şiddet saldırısı?

Güvenlik kavramını en üst düzeyde uygulayan bir devletin varlığında.

Üstelik olağanüstü hal uygulamasının yürürlüğünün sürdürüldüğü topraklarda.

SORULAR ÇOK.

Neden ölüm yaygın bu  topraklarda.

Kim sorgulayacak ölümleri, kim bitirecek?

Daima nedenler var, ortada olanlar, suçlular, suçsuzlar.

Herkes ülkemize düşman mı?

Yoksa bu yaratılan yoğun bir sis perdesi mi?

Artık bu halkın da neden bu kadar şiddetin içine girdik diye sorgulaması gerekmez mi?

Kör terörse bu neden engellenemiyor diye sorulmamalı mı?

Bu açık şiddet ülkemizden nasıl uzaklaştırılır?

Nasıl ülkemizi barış ülkesi haline getirebiliriz?

İnsan hayatının öneminin birinci sıralarda olması gerektiğini,

Başka ülkelerde askeri olarak dolaşılmaması gerektiğini,

Düşman yaratma yerine, düşman potansiyelini dostlaştırma stratejisi kurulması gerektiğini,

Ülkeler arası çıkar savaşının, askeri değil, teknoloji ve nitelikli emekle mümkün olduğunu,

Küresel kapitalizmin, emperyal hesaplar içinde, şiddeti kullanan bir ülkesi olmak yerine;

Sosyal devleti, temel hak ve özgürlükleri, nitelikli ve aydınlık eğitimi, sanatı, bilimi öne çıkaran, demokratik uygulamaları sürekli derinleştiren bir ülke haline gelmeyi,

Neden düşünmeyelim?

Ülkemiz, gelişmiş teknolojiden uzak.

Yaygın sanattan uzak.

Hukuk devleti talebinden uzak.

Demokratik kültürden uzak.

Eşitlikçi düşünceden uzak.

Özgürlük kavramından uzak.

Bencil adalet hariç, toplumsal adaletten uzak.

Nasıl yakınlaşacak?

SİYASET GEREKİYOR.

Savunmuyorum, tespittir sadece. Ülkede, sosyal devlet destekli kurumsal kapitalizm kurulamamıştır.  Buna paralel olarak rasyonel oturmuş hukuk devleti de bulunmamaktadır.

Bu nedenle hükümetler devlet sistemi içinde rahatlıkla reorganizasyon yapabilmektedirler.

Elbette,

Bunları talep eden yurttaş birikimi de yoktur.

Bu durumda acı olayların ve karanlığın hüküm sürmesi devam edecektir.

Şiddeti, terörü, ölümleri lanetleriz, protesto ederiz.

Ama mıknatıs gibi çekmeye de devam ederiz.

Sanırım bu doğrultuda toplumcu, özgürlükçü siyasetin kurulması gerekiyor artık.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu.
İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı.
Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.