Devletin Kararı

Soros’un kullandığı “Açık Toplum” kavramı yıpranmış bir kavram olsada kendi başına ve çağrıştırdığı olumluluklar nedeni ile hala kullanılmaya değer bir kavramdır. Aynı zamanda, açık toplum bu anlamda gerçek demokratik ilerlemeler için tarihsel bir zemindir.

Günümüzde demokrasi kavramını kullananlar ve demokratik olduğunu iddia eden ülkeler için SEÇİM, OYLAMA, GİZLİ OYLAMA, AÇIK TASNİF, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ PARTİLERİN EŞİT YARIŞMASI, SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ DEMOKRATİK BASKISI gibi benzer kavram ve kurumlar vazgeçilmezdirler.

Bunlar alabildiğince açık kurumlar ve açık fikirlerdir.

Ancak Devleti bu kurum ve fikirler mi oluşturur? Kapalı ve bilinmiyen alanlar yok mudur?Devletin güvenliği için kurulduğu kabul edilen istihbarat örgütleri ya da İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNDEN daha farklı ve bazen daha etkili olduğu söylenen ekipler veya daha farklı kurumlar yok mudur? Var mıdır? Genel kanaat bu yapıların var olduğu yönündedir.

Derinliklerde olduğu söylenir…

Peki varsa bu yapıların gerçek etkileri nedir? Bu etkilerin sadece oy yoluyla gerçekleştiğini söylemek safdilli olmaktır. Bu kurumların oy gücü yoksa, oyları etkileme gücü var mıdır?

VARSA BU KURUMLAR, BUNLARIN GERÇEK ETKİLERİ NEDİR? DEVLETİ NASIL ETKİLEMEKTEDİRLER?

Artık en bilinen ve kabul edilen konu kamuoyunun yönlendirilebileceği ve hatta her seferinde yönlendirildiğidir.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasına yönelik referandumunda, kararı sadece İngiliz halkımı vermiştir? İngiliz devletinin istemediği, ya da daha açık ifade edelim, İngiliz kapalı devletinin istemediği bir oylama yapılabilir miydi? Yapılsada, alışagelmiş deyimle İngiliz derin devletinin istemediği bir karar çıkabilir miydi? Sakince düşündüğümüzde olamazdı, çıkamazdı diyoruz, olduğu varsayılan bu kapalı devlet kurumları onlarca manipülasyon ile kamuoyunu ve oyların yönünü etkilerdi, ya da etkiledi.

Açıktır ki İngiltere yeni dönemine uygun bir Başbakan ile yeni bir yönelişe geçmiştir. Yeni Başbakanın ilk ziyaret ettiği ülke ABD sonra da Türkiye’dir. Açıklamalar yoktur, kamuoyuna yansıyan bilinmez bir gizem olmuştur.

Tüm bu kapalı faaliyetlere bakıldığında,  dünyada açık toplumsal yapıların olmadığı açıkça gözlenmektedir, çünkü açık toplum için açık ve şeffaf bürokrasi ve demokratik devlet yapıları gerekmektedir. Bu yapıların kurulması için belki de dünyada yeni bir ekonomi politik düzen ve yeni bir hümanizma gerekmektedir.

Bu kapalı dünyada, insan nasıl özgür karar alabilir? Özgür aldığını zannettiği kararlar, çok önceden planlı olarak başlayan yönlendirmelerin sonucu mudur?

Bir anket şirketini bir istihbarat örgütü kurabilir mi?  Ya da anket şirketi bir istihbarat örgütü ile işbirliği yapabilir mi? Bu soruların cevabının çoğu insanın zihninde evet olduğunu tahmin etmek zor değil, peki tüm bunlar varsa demokrasi dediğimiz bir oyun mu? Tüm oyların sonucu dünyada aslında belli mi?

Karamsar bir cevap olacaksa bu evet olacaktır, ancak daima insanlığın genel tarihindeki pozitif ilerlemeye bakmak gerek, demokrasi mücadelesinin cesaret ve akıl gerektiren bir mücadele olduğu açık. Çünkü bu mücadele özgürlük mücadelesidir.

Rousseau, “Özgürlükten Vazgeçmek İnsan Olmaktan Vazgemektir” der. Özgürlük mücadelesine devam edeceğiz, varsa kapalı kurumlar özgürlük mücadelesinin onları da etkilemesini sağlayacağız,

Halk oylamalarında, halkın kararı oylama sonucunda ortaya çıkar.

Ancak başka bir soru her zaman ortadadır, çünkü açık toplumlar kurulamadıkça, kapalı kurumlar, kapalı diplomasi, kapalı kararlar hep olacaktır.

Bu durumlarda halkın kararının yanında başka kurumların kararının da ne olduğu düşünmek gerekiyor.

Devletin kararını…

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı. Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.