Aşkın Yedi Menzili, Haluk İnanıcı

Haluk İnanıcı bir yazar. Üçüncü romanını yayınladı.

İlk romanı, “Rugan Ayakkabılı Teğmen”‘den sonra ,  ikinci romanı, “Dinle Lisa”‘yı yayınladı.

Şimdi de, son olarak üçüncü  romanı çıktı, yazmadan, konuşulmadan geçilemeyecek  bir roman.

Etkileyici ismi ile, “Aşkın Yedi Menzili”.

Günümüzde , aşkın tek menzilde bile yürüyemediğini bilenlere, yaşayanlara, umuda ve aşkın derinliğine çağıran , aşk derindir, yedi menzilde de yürünür diyen bir roman.

Tarihsel örgü içinde ilerleyen bir roman yazmış Haluk İnanıcı, çok iyi bir yazar, yazmasına devam etmesini dileyeceğimiz bir yazar Haluk İnanıcı.

Romana geçelim.

Tarihsel örgüsü 13.yüzyılda geçiyor, zayıflamış bir Anadolu Selçuklu Devleti, Moğol saldırıları ve başlayan Babai isyanları.

Babailerin hedefi erdemliler şehrini kurmak. Başlayan Baba İlyas isyanı, Baba İshak isyanı ve gelen Babai yenilgisi.  Anadolu Selçuklularının yabancı Frank askerleri ile isyanı bastırması.

Adında Anadolu olan bir devletin Anadolu’ya yabancı paralı asker getirmesi. Babai geleneğinin Bektaşi geleneğine dönüşüp yaşaması.

Arap İslamı uygulaması yerine, batıni Türkmen uygulamaları, Anadolu kültürünün oluşması. Roman olağanüstü incelikle bu tarihsel kesite olayları yerleştiriyor.

Bu kesitte Aşkın yedi menzilinde yürünüyor, roman kahramanları derinlikleri içinde ve vazgeçmeden sürekli derinleşerek çıktıkları yolculukları sürdürüyor.

Kimi zaman Anadolu Selçuklu sarayında, kimi zaman Hristiyan Manastırında, kimi zaman deniz yolculuklarında, ama daima insanın kendisine yaptığı yolculuğu da ihmal etmeyerek.

Romanda, mekanların tasviri, ortamın, giysilerin tasviri o kadar gerçekçi ki, ağır emek olduğu aşikar.

Romanın bir yerinde, Porine, kaderi yenmeliyiz, neden hep kötülük kazanıyor diye soruyor,

Diğer yerinde ve başka ortamda, Baba İlyas, İyiliğin olduğu yerde kötülük çok geçmeden zuhur ediyormuş diyor.

Bu yönü ile roman da daima kötüye karşı, zalime karşı bir duruş içselleştirilmiş.

Romanın içinde geçen olaylara, kahramanlara girmemek daha doğru, bunu okuyucuya bırakmalı. Ancak adı geçenlerin hikayelerini, yolculuklarını, fikirlerini, davranışlarını, okunduktan sonra da unutulmayacak kadar özenli ve derin yazmış Haluk İnanıcı.

Bu nedenle, içindeki bilgi birikimi ve  duyguların romanın tüm ücralarına yayılmış olması, romanı sürekli okunacak hale getiriyor.

Haluk İnanıcı, romanında geçen çağı göstermeyi  çok önemsemiş ve mükemmel anlatmış, tasvirler, imgelemler sizi sürüklüyor.

Genellikle Anadolu tarihi hakkında, 13.yüzyıl anlatımları dar tutulur. Ancak İnanıcı, bize, 13.yüzyılın aslında çok önemli olduğunu, yaşadığımız ülkenin kültürünün temellerinin atıldığı, Anadolu kültürünün artık oluştuğu ve bu nedenlerle  önemli çağlardan birisi olduğunu hatırlatıyor, anlatıyor, roman aynı zamanda insan da araştırma duygusu uyandırıyor.

Aslında kültürler arasındaki fark yerine insanlar arasındaki farka bakmak gerek, bu bakımdan roman bu yönden de yoğun bir hümanizmaya oturmuş.

Çok özenli yazılmış bir roman.

Dönem dönem yeniden bakacağım.

Teşekkürler emeğinize Haluk İnanıcı.

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı. Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.